mum söndü ne demektir? mum söndü gerçeği

ARKADAŞINA SÖYLE
  • more mum söndü ne demektir? mum söndü gerçeği

Öncelikle şunu açık seçik ifade etmek gerekir ki; Sözde “” çirkinliği, Alevilere isnad edilen mesnetsiz bir iftiradır. Alevi müslümanları ve Alevilik kavramını kıymetten düşürmek ve birbirimize düşman gibi göstermek isteyen bazı dış güçlerin ve bunların içerideki yandaşlarının çirkin planlarıdır. Ve asıl amaçları, ne yazık ki;cahil sünni müslümanları böyle bir iftira ile oyuna getirip, biz Alevi canlarına karşı kandırma çabalarından ibarettir. Mesele esasen, Alevi & Sünni müslümanlarının aralarına fitne sokup, birbirine düşman gibi göstermek ve kardeşi kardeşe kırdırma planlarından başka birşey değildir. Halbuki olayın aslı astarı şudur;

Toplumun her alanınında fitne çıkarmak isteyen kafir ve münafıkların bir çoğu Alevi & Bektaşi müslümanlarının aralarına sızmayı başarmışlar ve böylece çok rahat hareket edebildikleri bu zümrenin içinde gizli olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Bunu yaparken de, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu(tarikatı) olan Alevi & Bektaşi inancını da farklı anlayış ve yorumlarla anlatmışlar, özünden ve hakikatından uzaklaştırmışlardır. Son zamanlarda yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan “Ali-siz Alevilik” yine bunların başlarının altından çıkmıştır. Provokatif olaylarla sürekli gündemde tutulan Alevi-Sünni gerilimi de bu islam düşmanlarının kullandığı malzemelerden biridir. İnsan ve dost canlısı, kalender bir İslam yolu olan Türk Aleviliğini toplumun diğer kesimlerine karşı geren bu zalimler, Türkiye’deki mezhep kaynakli cepheleşmeyi sürekli körüklemişler ve kiskirtmislardir. Bu kısa ön bilgiyi verdikten sonra, meselenin izahına geçiyoruz;

Cumhuriyet kurulduğu ilk dönemlerde devrim kanunlarının yürürlüğe girdiği, ve özel bir kanunla Türkiyedeki bütün tekke ve zaviyeler kapatılmış olduğu herkesin malumudur. Bu kapatılma içerisinde, Alevi ve bektaşilere ait tekke ve dergahlar, yani bugünkü anlamı ile Cem Evleri de ortadan kaldırılmıştır. Bu dönem içerisinde bilindiği gibi Alevi dedeleri katledilerek veya sürgün edilerek, alevi kitapları yakılarak, dergahlar kapatılarak dini bir amaç için toplanmalar ve cem ayinlerinin(zikirlerinin) yapılması engellenmekte ve yapılamamaktaydı,çünkü yasaktı. Bunun üzerine Alevi Müslümanlar da geceleri evlerde toplanıp, cem zikirlerini kimseden habersiz yapmaktaydılar. Tabii yasak olması hasebi ile çok ciddi bir tarassut ve devlet baskısı vardı. Her hangi bir evde bir cem ayini yapıldığı tespit edilse, hemen karakola götürülüp ya dayak atılır, ya da mahkemeye sevkedilirlerdi. Bu yüzden, evlerde toplanıldığında dışardan belli olmasın diye perdeler çekilir ve çıralar(eskiden elle taşınan lamba) yakılırdı. 

Gelelim karalama olayına; Yukarıda da bahsedildiği gibi, Alevi köylerinde cem zikir ayinleri sorun olmadan yapılmaktaydı. Ancak merkezlerde, özellikle Alevi&Sünni müslümanların iç içe yaşadıkları bölgelerde, birbirlerine karşı kışkırtılmaya, dolayısı ile bu iftira ve karalamalara çok elverişli bir ortam bulunmaktaydı. Ve Maalesef, islam karşıtları, yıllarca beraber yaşamış bu islam meşreplerini birbirine düşürüp, her iki tarafıda biri birine karşı kışkırtıp, siyasi ranttan tutun, menfi çok farklı amaç ve bölücü fikirlerle, toplum üzerinden rant elde etme ve kötü ahlakı yayma amaçlı, bu milletin değerlerine saldırmışlardır.

Alevilik İslamın mümtaz bir yoludur. Dedelerin bir çoğu Evlad-I Resuldür, yani “Seyyid”tirler.. Dedelerin ve seyyidlerin soyları Osmanli Imparatorlugu devrinde, hatta cumhuriyete yakın zamana kadar resmi kayitlarda tutulmakta ve bilinmekte idi. Ancak son 100 yıldır islam düşmanlarının bu kesime yönelmesinden sonra bu silsilede de karışıklılar olmuştur. Devrim kanunları ile bu resmi uygulama da kaldirilmis, Dedeler ve Seyyidler gelenegine de ciddi bir darbe vurulmustur. O günden bu güne, pek çok ve çeşitli Alevi ve Bektaşi dernekleri, vakıfları kurulmuş; ve bir çoğunun başına, ne yazıkki bu ayrımcı zihniyetteki insanlar getirilmiştir. Aleviler inançları ve değerleri ile oynanarak, istismara açık hale getirilmişlerdir. Netice olarakta ortaya bir çok Alevilik anlayışı çıkmıştır.

Çoğu siyonist yahudi asıllı bu dış güçler ve içimizde yetiştirdikleri müslüman görünümlü münafıklar, Alevilerin içine 19.-20. yüzyıldan itibaren sızmış, Alevilerin güvenini kazanarak temel öğretilerini değiştirmiş, Alevilik tarihi kitapları yazarak Aleviliği asil kaynagindan saptırmaya calisarak, Alevi gençlerin pek çoğunu kültürel ve dini değerlerinden kopararak, sonuçta da ne yazıkki bir çoğunu fanatik siyasetçi veya ateist haline getirmeyi başarmışlardır.

ALLAH’a ve peygamberine (a.s.m) ve O’nun Ehl-i Beytine (r.a. ecmain) inanan, müslüman alevilerin böyle çirkin şeylerle hiç ilgisi ve alakası yoktur. Böyle çirkin bir iftirayı Alevi müslümanlara yakıştırmak bırakın yalnız Alevi canlarına, insanlığa karşı bir ayıp olmakla birlikte, İslama ve Onun nurlu Peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m)’e karşı en adi bir hakarettir !

Sünni müslüman kardeşlerimizin doğru aleviliği öğrenmeleri , bilinçli olmaları bu fitnenin önüne geçecek önemli bir etkendir. Ve Alevi canlarımızın; inançlarını tahrip ederek kendilerini toplumun diğer kesimleriyle kavgalı hale getiren yabancı ve yerli münafik unsurlarla mücadele etmeleri, istismar edilmekten kurtulmaları, her türlü siyasi ve çıkarcı grupların oyunlarına gelmeden, siyasetten uzak bir din öğretisi olan Gerçek Aleviliğe yönelmeleri bu bakımdan çok ehemmiyetlidir. Bunun en doğru yolu ise, Hakiki Aleviliği, bu yolun kurucusu Şeyh ve Pir’lerin kitaplarından öğrenmektir. Bizim sitemizdeki yazılar hep bu minval üzeredir, ALLAH şaşırtmasın, amin.

Yine alevi canlarımızın sünnilerle veya diğer islam yollarıyla uğraşmak yerine aleviliğin güzelliğini yaşamaları ve temsil etmeleri bütün sorunların önüne geçen en büyük silahtır. Aynı şekilde sünni kardeşlerimizde alevilerle uğraşmak yerine kendi mesleklerini yaşamak ve temsil etmek için çalışmalıdır.

Sorularla Alevilik Ekibi olarak, Alevi ve Sünni tüm müslümanları, bu gereksiz ve faydasız ve manasız önyargılardan vazgeçmeye, Allah’a, Peygamber’ine ve O’nun Ehl-i Beytine inanan ve dinin esasatında ittifak eden müslümanların teferruattaki farklılıkları bir birlerine hoş görmelerine ve müslüman ve ALLAH’a kul olduğumuzu hatırlamaya davet ediyoruz.

Bu güne kadar müslümanların arasına fitne sokanların sebeb olduğu düşmanlığın, – ki kardeşi kardeşe düşürmekten başka birşey değildir- ne dünyamıza ne de ahiretimize hiç bir faydası olmadığını gördük. Cehaletimizden istifade eden bu zalimlerin oyuncağı olduğumuz artık yeter Alevi ve Sünni her iki müslüman tarafta artık daha fazla zarar görmeden ve bütün kalbimizle “” diyoruz.

Gelen Aramalar:

ARKADAŞINA SÖYLE
  • more mum söndü ne demektir? mum söndü gerçeği

Diğer Yazılar:

Risale-i Nur ve Alevilik
“Anadolu Aleviliği” kavramıyla kastedilen nedir? Bazıları tarafından İslam’ın Türk yorumu olarak da ...
alevilikte 4 mezhep var mıdır? 4 mezhep hak mıdır? Alevilerin mezhebi hangisidir?
alevilikte talibin dervişlik seviyeleri nelerdir? Evliyalık dereceleri nelerdir?
derviş kuşağı, hırkası ve tacı ne anlama gelmektedir?
er rahman ne demektir? rahman isminin kainattaki tecellileri nedir?
Küfürle itham (Tekfir) etme ve Kafir yakıştırması, bir kimsenin bazı sözlerinden veya davranışlarınd...
hacı bektaş-ı veli kimdir? hayatı ve görüşleri ve akidesi

Benzer Yazilar

104 Comments

  1. osman diyor ki:

    Değerli mümiler , denizde binbir çeşit canlı var, toprak altında binbir çeşit solucan böcek var, tabiatta binbir çeşit çiçek, hayvan, ağaç var bunları biliyorsunuzdur umarım. islamda da biraz çeşitlilik olsun ben sünniyim alevişler de bizim dalımız budağımız olsun ne var bunda . insan akıl balik ( ergenlik çağına geldiği ) zaman her ne yapar sa kendisi mesul. değilmi bize ne alevilerin namaz kılmaması köylerinde cami olmaması. ordumuz askerimiz birmi gerisi fasa fiso bence. benim bir konu aklımı bulandırıyor. alevi vadandaşlarımız da ayrı bir çiğsi koku var. mesela bulunduğum ilçenin iki köyü alevi köyler arası 40 km . her köylü çiğsi siğsi kokuyor bana bu koku onlara mı mahsusu acaba . admin aydınlarırmı beni. saygılar benden .
    NOT . HAKARET ettiğimi düşünürlerse köyün adını ve kendimi açıklayabilirim beraber gideriz o köylere …

    [Reply]

    Canlar Reply:

    O sizin korkunuz veya kokunuz olmasin mi?
    Osman bey diye yazacaktim, ama beylik size yakismiyor.

    [Reply]

  2. nüsayri diyor ki:

    osman bey aleviler hakkında bilginiz olmadığı aşikar.aleviler namazda kılar oruç da tutar abdest de alır.nasıl bir bilinçle yetiştirilmişsiniz bilmiyorum ama bir yerde aldığınız o çiğ kokuyu aleviler için genellemeniz açıkçası çok saçma.benim size tavsiyem bir yere takılı kalmayın ufkunuzu açın

    [Reply]

  3. ayşe diyor ki:

    hepimiz aynı bayrağın altında yaşıyoruz.ben sünniyim ama kesinlikle alevileri kınamadım.benim alevi komşularım var hepsi birbirinden iyiler.yeterki insan olsun.herkesin dini inanışı kendine.lütfen ayrım yapmayalım.selametle.

    [Reply]

  4. yagmur diyor ki:

    Peygamber Efendimizin sav Miraçta Cehennem bekçisi Malik ile konuşması
    Peygamber Efendimiz sav anlatıyor
    Malik cehennemden iğne deliği deliği kadar bir yer açtı. Oradan iplik inceliğinden siyah bir duman çıktı. O duman bir saat çıksaydı; bütün yeri ve semaları o dumanın karanlığı sarardı. Güneşin, ayın ve diğer aydınlık veren şeylerin ziyası ve nuru görünmezdi; mahvolurdu. Ancak Malik, o deliği o anda eli ile sığadı; o duman yok oldu. Bana şöyle dedi:
    _Buradan içeri bakın.
    Bakınca gördüm ki, cehennem birbirinin atında yedi tabakadır. En yukarısı cehennemdir ki; oraya müminlerin en asileri girer. Bunun azabı, diğerlerinden hafiftir.
    2.si lezadır. Buraya Nasara girecektir.
    3.sü hutamedir. Buraya da Yahudiler girerler.
    4.sü sairdir. Buraya da Sabiler girerler.
    5.si sakardır. Buraya da mecusiler girerler.
    6.sı cahimdir. Buraya da müşrikler girerler.
    7.si haviyedir. Buraya da münafıklar girerceklerdir. Bir de Allahlık davası güdenler girerler. Firavun, Nemrut gibi.
    Ben, aşağı tabakada olanların azaplarının şiddetinden bakmaya takat getiremedim. Ancak üst tabakada olanlara baktım; braya ümmetimin asileri girerler. Buraya bakınca gördüm ki: Oradaateşten yetmiş derya var. Her deryanın kenarında ateşten birer şehir var. Her şehirde ateşten yetmiş bin ev var. Her evin içindei ateşten yetmişbin sandık var. O sandıkların içinde de, erkekler vekadınlar var. Oraya hapsolmuşlar; yanlarında yılanlar ve akrepler var. Şöyle sordum:
    _Ey Malik, bu sandıkların içinde hapsolanlar kimlerdir?
    Şöyle anlattı:
    _Bunların bazısı insanlara zulüm edip haksız yere malını alanlardır. Bazısı da büyüklük sayıp zalim cebbarlık edenlerdir. Hâlbuki Büyüklük, celal ve ikram sahibi Yüce Allaha mahsustur.

    Sonra, bir kavim gördüm; dudakları deve ve köpek dudakları gibi idi. Karınları da şişmişti. Zebaniler, ateşten tokmaklarla bunların karınlarına vurup duruyorlardı. Karınlarında bağırsakları kopuyor; dübürlerinden dökülüyordu. Tekrar içlerinden bağırsak yaratılıyordu; zebaniler yine vurup döküyordu. Onlara böylece azap ediyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar ümmetinizde yetim malını haksız yere yiyenlerdir.

    Bir kavim gördüm, karınları dağlar gibi şişmişti. İçine yılanlar ve akreplerler dolmuştu. Orada hareket edip ıstırap veriyorlardı. Bunlar ayağa kalkmak istedikleri zaman, karınlarının büyüklüğünden ve yılanların, akreplerin hareketlerinden kalkmaya güçleri yetmiyordu. Yıkılıyorlardı. Sordum:
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlari ümmetinizden faiz yiyenlerdir.

    Bundan sonra, bir alay hatunlar gördüm; bunların saçlarından asmışlardı. Bunlar için:
    _Kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar, şu kadınlardır ki; Yüzlerini ve saçlarını örtmeyip erkeklere gösterirler. Kocalarından başkasına zinetlerini açarlar. Kocalarına eza ve cefa ederler.

    Bundan sonra, bir takım erkek ve kadın gördüm; bunların dillerinden ateş çengellerle asmışlardı. Tırnakları bakırdandı. Kendi yüzlerini yırtup parça parça ediyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar yalan yere şahidlik edenlerdir. Koğuculuk yapıp söz gezdirenlerdir.

    Bundan sonra, bir alay kadınlar gördüm; bunların kimisini göğsünden asmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryad ve sayha atıp duruyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; şöyle anlattı:
    _Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir.

    Bundan sonra bir alay adamlar gördüm; bunlar kendi yanlarının etlerini kaparıp ağızlarına koyuyorlardı. Yemeyip ağızlarında gizliyorlardı. Ama zebaniler onları:
    _Yiyin.
    Diye zorlayıp istemeyerek yediriyorlardı. Tekrar koparıp ağızlarına alıyorlardı. Zebaniler tekrar yemeleri için onları zorluyorlardı. Bu şekilde onlara azap ediyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; şöyle anlattı:
    _Bunlar, ümmetinizden şu kimselerdir ki, insanları yüzlerine karşı ayıplar; zemmederler. Ayrıca arkalarından kötüleyip gıybetlerini ederler. Elleri, dudakları, kaşları ve gözleri ile işaret ederek insanları alay alırlar.

    Bundan sonra bir kavim gördüm ki, Bunlar tam susadıklarından ötürü susuzluktan yanıp feryadla su istiyorlardı. Onların bu isteklerine karşılık ateşten kadehlerle kaynar sular verilip;
    _İÇ
    Diyerek zorlanıyorlardı. Onlar bu kadehi ağızlarına yakın götürdükleri zaman o suyun şiddetli kaynamasından yüzlerinin etleri pişip kadehin içine dökülüyordu. İçince de, bağırsakları parça parça olup dübürlerinden dışarı dökülüyordu.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; şöyle anlattı:
    _Ümmetinizden şarap ve keyif verici şeyleri içenlerdir.

    Bundan sonra, bir alay kadın gördüm; baş aşağı ayaklarından asmışlar. Dilleri uzayıp ağızlarından sarkmıştı. Zebaniler, onların dillerini ateşten makaslarla durmadan kesiyordu. Zebaniler onların dillerini kestikçe uzuyordu ve bunlar eşekler gibi anırıyorlardı, köpekler gibi uluyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Dedim; şöyle anlattı:
    _Bunlar ölüsü öldüğü zaman, feryadü figan eden kadınlardır.

    Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunları bakırdan fırınlar içine oturtmuşlardı. Altlarından ateşler ve alevler çıkıp başları ile beraber bütün vücutlarını bürüyordu. Gayet kötü kokular geliyordu.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _bunlar, zina eden erkek ve kadınlardı.
    _Peki, bu kötü koku nedir?
    Dedim; bunu da şöyle anlattı:
    _Onların ferçlerinden çıkan şeyin kokularıdır.

    Bundan sonra, bir kısım kadınları gördüm ki, asılmışlar. Bunların elleri boyunlarına sıkıca bağlanmıştı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Kocalarına hıyanet edip mallarını telef edenlerdir.
    Peygamber Efendimiz sav;
    bir kavim gördüm ki, bunların cesetleri hınzırına, yüzleri de köpek yüzüne benziyırdu. dübürlerinden ateşler çıkıyordu. Yılanlar, akrepler onları sokuyor; etlerini yiyorlar.
    _Bunlar kimlerdir?
    dedim; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar ümmetinizden namaz kılmayan, gusül etmeyenlerdir.

    Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunlara ateşte azap ediliyordu. Bunların üzerine zebaniler musallat olmuştu. Bunlar feryad ettikçe, zebaniler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüleri saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. Bunların azapları pek çetin gördüm.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar ana ve babakrına isyan ederek karşı gelenlerdir.

    Yine bir kavim gördüm; bunların boyunlarına ateşten dağlar gibi büyük halkalar geçirmişlerdi.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar, üzerlerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeyenlerdir.

    Bundan sonra, bir kavim gördüm; zebaniler bunları ateşten bıçaklarla boğazlıyorlardı. Ama bunlar aynı saatte diriliyordu. Bunlar dirilince, zebaniler tekrar onları boğazlıyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar haksız yere adam öldürenlerdir.

    Bir kavim daha gördüm; gayet çirkin ve kötü kokulu cife yiyorlardı.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bunlar gıybet edip insanların etini yiyenlerdir.

    Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm; bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı. Bunların azabı gayet şiddetli idi.
    _Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    _Bu erkekler, beylerin önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir. O kadınlar ise sureta libas giyip hakikatte cümle zası belli, açık hükmünde ve erkeklere aşikâr olanlardır. Ayrıca dışarı çıktıkları zaman, erkekleri kendilerine çekenlerdir.
    Bu sebepten, başları deve hörgücü gibi büyük olup selametle doğruca cennete giremezler.

    Bundan sonra, cehennemde bir alay erkek ve dişi kimseler gördüm. Bunların azabı birbirine benzemiyordu. Her birine bir başka türlü azap olunuyordu. Bu tabakada azap olunanlar arasında bunlardan şiddetli azap olunan yoktu. Şöyle bir azap ediliyorlardı. Bunları ateşten sopalar üzerine asmışlardı. Etleri pişip dökülüyor; sadece kemik kalıyorlardı. Hak Teala onların etlerini bitiriyor; yine önceki gibi etleri pişip dökülüyordu.
    Bazıları da, ateşten zincirlerle, bukağı_Bunlar kimlerdir?
    Diye sordum; Malik şöyle anlattı:
    larla bağlanmışlardı; böylece azap olunuyorlardı.
    _Bunların vücut sağlığı yerinde iken namazı terk edenlerdir.
    Ve şöyle dedim:
    _Ey Malik, kapıyı kapa, bakacak takatim kalmadı.
    Malik şöyle dedi:
    _YA RESULULLAH, mübarek gözünüzle müşahede ettiğiniz azapları gördüğünüz gibi ümmetinize bildirin. Ümmetinizi çok çekindirin. Masiyetlerden, Allahın emrine aykırı hareketten onları alıp men edin.Allaha tam itaate teşvik edip ibadet yoluna getirin. Allahın azabı şiddetlidir. Cehennemi yedi tabakadır. Bu gördüğünüz ilk tabakasıdır. Aşağıları daha şiddetlidir.’
    Bunu dinledikten sonra, RESULULLAH SAV EFENDİMİZ ümmetine şefkatından dolayı ağlamaya, şefaat ve niyaza başlar.
    Ümmetinin zaafı ve o gibi azaba takat getiremeyeceklerini anlatıp o kadar çok ağladı ki
    ; Cebrail, Mukarreb melekler ve orada bulunan diğer melekler dahi ağlamaya başladılar. Resulullah sav Efendimizin tazarru ve niyazına:
    _AMİN!:
    Dediler.
    Bunun üzerine, izzet sahibi Yüce Hakk’tan şu hitap geldi:
    _Habibim, senin değerin benim katımda büyüktür; duan makbuldür. Şefaatın makbuldür. Gönlünü hoş tut; seni muradına eriştirdim. Kıyamette sana bir makam vereceğim; şu kadar asileri sana bağışlayacağım, ta ki:
    _YETER.
    Diyesin. Senin ümmetini sair ümmetlerin üzerine seçtim. Seni de onlara şefaatçı kıldım. Dilediğin kadar şefaat eyle; kabul ederim……

    RABBİM BİZLERİ RESULULLAH SAV EFNDİMİZİN ŞEFAATİNE LAYIK EYLE
    AMİN!
    Sonra…
    Malikten başka, cehennem hazinler onsekiz tanedir; Malikle 19 olurlar.

    ‘Onun üzerine on dokuz melek tayin edilmiştir.’(74/30)
    Resulullah sav Efendimiz ümmeti namına mahzun oldu; halas olmalarınıı diledi. Bunun üzerine Yüce Hakk şöyle buyurdu:
    _Senin ümmetine on dokuz harfli bir cümle ihsan eyledim. Ümmetin onu devamlı olarak bırakmadan okursa. kendilerini o on dokuz cehennem hazinlerinden ve onların yardımcıları olan zebanilerin azabından emin kılarım. O cümle şudur:
    _BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

    Hak Teala cümlemizi, Resulullah sav Efendimiz hürmetine cehennemden azad eylesin.
    AMİN! eshedüella ilahe illallah ve esheduenne muhammeden abduhu verasulu ben sahadet ederımkı allah bırdır veben gene sahadet ederımkı muhammed onun kulu ve elcisidir. once (allahutealayı )sevın sonra (muhammed sav )sevin ve secde edin.. sonra (hz ali) yi sevin (hz ebubekiri) sevin (hzömeri) sevin (hz osmanı) sevin ve onların yolundangıdınkı ebedi ahırette huzura vara bilesiniz.

    [Reply]

  5. feride yiğit diyor ki:

    mum söndüyü tartışıcağınıza sitedeki yahudi mason illuminati sembolü o tek gözü kaldırın!

    [Reply]

    alevi Reply:

    Merhaba,

    o göz araştırma anlamında ve yakında değişecek. teşekkürler

    [Reply]

  6. C. Namık Gecilmez diyor ki:

    HERKES HALİNCE HOŞTUR

    Hangi mezheptense ebeveynimiz
    Haliyle onu hak bilmiş beynimiz
    Hazreti Ali ve Hüseyin’imiz
    Toplumda düşmanlık dilemez canlar

    Kudretin sahibi yaratan Allah
    Dinde zorlamayı kılmamış mübah
    Böyleyken kendini sanıp seyfullah
    Asıp kesen dindar olamaz canlar

    Halk değil ülkemde dirliği bozan
    Dışardan üflenen üç beş borazan
    Birlikte yaşamış Çan ile Ezan
    Mezhep için insan ölemez canlar

    Aşırı uçlar var şahin geçinen
    Halk için konuşup halktan kaçınan
    Asıl onlardadır büyük suç inan
    Onlar hoşgörüyü bulamaz canlar

    Var mıdır başka yol birlikten gayrı
    Farklıyı hoşgörüp dirlikten gayrı
    Köken, fikir,inanç hep ayrı ayrı
    Kul Allah’tan iyi bilemez canlar

    Benlik sevdasından çıkar her bela
    Yarayı deşmekle bitmez Kerbela
    Fakirim,fukaram zaten zor bela
    Yaşarken intikam alamaz dostlar

    NOT:
    Seyfullah ( Seyf ül Allah ):Allah’ın Kılıcı

    Derim ki; insanoğlu kendisiyle aynı olanı düşünmeden ve hemen sever. Farklı ve çelişkili olanı ise düşünerek,anlayarak ve zamanla sever ya da en azından hoşgörür. İlki sadece gönlümüzü zenginleştirir. İkincisi ise biraz emek gerektirse de, hem beynimizi, hem de yüreğimizi geliştirir ve sınırlarını genişletir, hoşgörü ve empati pratiğimizi artırır, kişiliğimizi kemale (olgunluğa ) eriştirir, bazen karşısındakinin kendisine benzemesini dahi sağlayabilir, hem de böyle bir amacı olmasa bile.

    [Reply]

  7. özlem diyor ki:

    ben burda osman beye birsey demek istiyorum bukadar basitleşmeyin tben bi alevi olrak sizi şiddetle kınıyorum yasınız kaç bilmiyorum ama cahil olduğunuz yazdıklarınızdan belli yapğmayın allah aşkına siz konuyu bence baska yerlere tasımaya çalışıyorsunuz açın okuyun karalama yapacağınıza onları tanımaya çalışın kokuyolar demeniz çok komik ne diyim biz yüzyıllardır sizin gibi cahillerin sayesinde hep yanlış tanındık yazık ne diyim

    [Reply]

  8. nur diyor ki:

    Ben de su osmanciga birsey demek istiyorum ee be Allah tan korkmaz benim yuzlerce musterim var haftada birgun banyo yapan vede kotu kokan suunniler ama nasil gusul abdesti aliyolarsa bilmiyorum ama buna ne demeli ben simdiye kadar hic onlari desifre etmemistim senin sayende yapmis oldum Allah senin gibilere ne yapsinki?

    [Reply]

  9. slim diyor ki:

    sebatayistler osmanlıların baskısından kurtulmak için kendilerini bektaşi gibi göstermişler. sebatayistler cinsellikte rahat oldukları için özellikle bahar mevsimi geldiğinde-sevinin doğumunun yıldönümünde mum söndü olayını bir ritüel olayı olaak gerçekleştirirler. bu kişiler asıl kimliklerini kullanmadıkları, kendilerini alevi-bektaşi olarak lanse ettikleri için yanlış anlamaya neden olmuştur.

    [Reply]

  10. gokalp diyor ki:

    “Cumhuriyet döneminde Aleviler-Dedeler katledildi” şeklinde iddialarınız var. Bunları hangi belgelere dayandırıyorsunuz?

    [Reply]

  11. özge diyor ki:

    (ARKADAŞLAR BENDE BİR ALEVİ VATANDAŞIYIM BEN ÇOK İYİ BİLİRİM BÖYLE ŞEYİ CEMEVLERİNDE MUM SÖNDÜ İFTİRASI YALANDIR İNANMAYIN BÖYLE ŞEYLERE O ZAMANDA ELEKTRİKLER GİTMİŞTİ HOROZ İÇERDE ÇIRPINIRKEN ANİDEN MUM SÖNDÜ! LÜTFEN ALEVİLİĞİMİZİ KARALAMAYA ÇALIŞMAYIN GÜNAH HEPİMİZ BİR CANIZ CAN AYRIMCILIK İSTEMİYORUZ)

    [Reply]

  12. dersimli özge diyor ki:

    (EVET ALEVİ DEDELERİMİZ KATLEDİLDİ DERSİM 38 KATLİAMINDA OLDU BU VAHŞİ OLAY ONLARCA İNSANLARIMIZ ÖLDÜRÜLDÜ ANA BABA DEDE ÇOCUK BEBEK NENE DEMEDEN HERKESİ ACIMASIZCA KATLETTİLER ÇOLUK ÇOCUĞUN GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRDÜLER O İNSANLARI CUMHURİYET ATATÜRK DÖNEMİNDE OLMUŞTUR BU KATLİAM BELGE TANITILMAK İÇİN YAPILIYOR BU UTANÇ TABLOYU UNUTTURMAYACAĞIZ TÜRK MİLLETİNE 38 DERSİM KATLİAMI ACI BİR HİKAYE SONUNA GELMİŞTİR VE BELGE TARİH OLARAK DAYANDIRILIYOR!!

    [Reply]

Leave a Comment

Daha fazla Alevilik
Aleviler camiye neden gitmez? Aleviler niçin namaz kılmaz?

Değerli kardeşim, Alevi müslümanlar elbette camiye giderler. Ama cami burada bir simge gibidir. Asıl mesele "namaz" dır. Eğer kendisine aleviyim...

Kapat