Kur’an’da “namaz” geçmemektedir, “salat” olarak geçmektedir, arapça “salat”ın anlamı da “dua” demektir, belli bir şekli, şemali ve vakti yoktur. Aleviler bunu farklı yorumlar, dolayısı ile burada anlattığınız beş vakit namaz Alevilerin namazı olamaz !

ARKADAŞINA SÖYLE
  • more Kur’an’da namaz geçmemektedir, salat olarak geçmektedir, arapça “salat”ın anlamı da “dua” demektir, belli bir şekli, şemali ve vakti yoktur. Aleviler bunu farklı yorumlar, dolayısı ile burada anlattığınız beş vakit namaz Alevilerin namazı olamaz !

Sevgili Kardeşim,

Bu mesele o kadar mevzu bahis edilmiş ki; bizi bu konuya bir cevap yazmaya mecbur etmiştir. Bir kaç noktada bu meseleyi izah etmek niyet edip, aşağıdaki açıklamalar ile konunun izahını yapmaya çalışacağız.

Birinci Nokta : Öncelikle şunu tekrar hatırlatmakta fayda var; Kuran’daki bir kesin hükmün uygulamasındaki teferruat, her sözü kanun hükmünde sayılan, tabiri caiz ise Kur’an’ın öğretmeni ve Cenab-ı Allah tarafından elçilik vazifesi verilen peygamberimiz (a.s.m) ile bilinir ve önce O zat (a.s.m) tarafından uygulanır. Çünkü Allah (c.c.) bizzat O’nu yetkilendirdiğini, O’na ittiba edilmesi gerektiğini ve O’nun konuşması ancak vahiy ile olduğunu açıkça Kur’an-ı Kerim’de zikretmiştir.

Eğer Hz. Peygamberin (a.s.m) Kur’an’ın kapalı olan yanlarını açıklayan hadisleri göz ardı edilirse, bu takdirde, yalnız değil, oruç, hac, zekat ve İslam’ın ön gördüğü daha pek çok muamelelerinin gerçek durumu havada kalır. Halbuki, bu saydıklarımızın hepsi de, tevatürle, en sağlam bir yolla bize kadar gelmiştir. Hz. Muhammed (a.s.m), “Beni kılarken nasıl gördüyseniz, siz de öyle kılın”, “Haccınızın ibadet şeklini benden alın” gibi hadisleri bu konuya ışık tutmaktadır.

İkinci Nokta : Peygamberimizin (a.s.m) daha Mekke devrinden itibaren farz kılınan ve o günden bu güne kadar nesilden nesile aynen devam eden ve günde beş defa yerine getirilen namazın eda şeklinde tereddüt göstermek, izahı mümkün olmayan bir şeydir.

Bir fennin veya bir san’atın tartışmaya açık bir meselesinde, o fennin ve o sanatın haricindeki adamlar ne kadar büyük ve alim ve sanatkar da olsalar, sözleri onda geçmez, hükümleri delil olmaz; o feninnin fikir birliği etmiş alimleri arasında dahil sayılmazlar. Mesela büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa, maddiyatta çok meşgul olan ve gittikçe maneviyattan uzaklaşan ve maneviyata karşı gabileşen, kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir filozofun inkar edici bir sözü maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.

Acaba yalana yalan demek kabiliyetinde olan ve tabiin denilen başta sahabeler, tebe-i tabiin olan Evliyalar, maneviyatta terakki eden Aktablar, Müçtehitler ve Muhakkikinler namazın kılınış düstürları noktasında bu güne kadar ittifak ettikleri halde, maneviyattan uzak bir şahsın cahilane bir sözü ne kadar nazar-ı dikkate alınır, hesap edilsin.

Üçüncü Nokta: Gelelim kelime oyunları ile islam içerisine fesat sokmak isteyenlerin manasız iddialarına. Yukarıdakiler dahil olmakla birlikte, aşağıda zikredeceklerimiz de nazara alınırsa, namazı sadece “dua etmek” olarak kabul etmek, namaz ile ilgili ayetleri inkar etmekle beraber, Peygamber Efendimizin (a.s.m) hadislerle açıkladıklarını ve uyguladıklarını inkar etmek anlamına gelir ki; bu telafisi ancak tevbe & istigfar ile mümkün çok tehlikeli bir durumdur.

Birinci olarak, Kuran-ı Kerim Arapça yazıldığı için hakiki tercümesi kabil değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim mucizane bir dil olan “Lisan-ı Nahvi” denilen Arapça ile yazıldığı için, tam manası ile çevirmek mümkün değildir. Kur’an’ın 40 dan fazla mucizesinden birisi olan, yazımdaki mucizeliğini başka bir dilde uygulamak imkansızdır. Zaten 700 bin kelimelik bir dilde yazılan bir eseri, 20 – 30 bin kelimelik bir dil ile çevirmek %95 lik bir mana kaybını başından kabul etmek demektir.

İkinci olarak, “Salat” kelimesi “Dua” anlamındadır denilmektedir. Halbuki “Dua” ise yine arapça bir kelimedir ki; Kur’an’da “dua” lafzı dahi bir kaç yerde geçmektedir. Örneğin;

“Kul ma ya’beü bi küm rabbı lev la düaüküm…” (De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?”) Furkan suresi / 77

“..ud’uni estacibleküm..” (Bana duâ edin, size cevap vereyim.) Mü’min Sûresi / 60

Sözlük olarak manası ise (DUA : Allah’a (C.C.) karşı rağbet, niyaz, yalvarış, tazarru. * Salât, namaz. * Cenab-ı Hak’tan hayır ve rahmet dilemek. Allah’ın rızâsını, hidayet ve istikamete muvaffakiyyeti dilemek, yalvarmak. * Peygamber’e (A.S.M.) salavat getirmek. * Birisini çağırmak. * Birisini bir şeye sevketmek. * Bir kimseyi bir isimle tesmiye etmek. * Söz, kelâm. * Okumak)

“Namaz” ise farsça bir kelimedir. Türklerin islamiyeti ilk kabul ettiğinde kullandıkları dil farsça olduğundan günümüze kadar aynı isimde gelmiştir. Her dilden nasibini alan Türkçe, farsçadan da  birçok kelime almış, bu kelimeler Türkçenin temel kavramları arasına girmiştir. O halde Kur’an-ı Kerim’de “namaz” lafzının geçmemesi kadar doğal birşey olamaz. Yani bir İngilizin çıkıp, “Pray” Kur’anda geçmemektedir demesi gibi manasız birşeydir. Tabiiki o manada arapça karşılığı geçecektir.

Fakat camiyyet itibari ile “salat” kelimesinin kullanıldığı yerler, ifade ettiği manalar ise direkt tercüme ile ortaya çıkarılamaz. Ancak tefsir ve uygulama ile ortaya çıkar ki; tefsir hakkı öncelikle Peygamberimizin (a.s.m.) hakkıdır. Daha sonra tefsir edilmemiş meselelerde “Sarf ve Nahiv” ilmine vakıf müfessirlerce tefsir edilebilir ki; bunlarda başta sırasıyla yukarıda saydığımız maneviyat büyükleridir. Burada çok basit bir iki örnekle akla yakınlaştırmaya çalışalım; bakınız dördüncü nokta..

Dördüncü Nokta : Örneğin, müslümanlara günlük beş vakit namazın farz olduğu başta kitap (Kur’an-ı Kerim), uygulama(sünnet) ve icma (maneviyat büyüklerinin tastikleri) ile sabittir. Kur’an bu meseleye mücmel(kısa ve öz, sözü az, manası çok) olarak değinip, bu mücmel ifadeler Peygamberimizin (a.s.m) mütevatir (yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün olmayan kişiler tarafından ulaşan) sünnetiyle açıklığa kavuşturulmuştur.

Kuran’da beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden bazıları şunlardır; Bakara 238, Nisa 103, Hud 114, İsra 78, Taha 130, Rum 17-18, Nur 36, Kaf 39-40.

Örnek olarak bunlardan Bakara suresi ayet 238 de, “namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin” buyrulmaktadır. Ayet-i kerimedeki (salavat)“namazlar” kelimesi çoğuldur. Lisan-ı nahvide çoğul “üç”ten başlar. “iki”li çoğula tesniye denir ve “iki namaz” sözü manasında “salateyn” şeklinde ifade edilir. Demek oluyorki, “salavat /namazlar” ifadesinden en az üç namaz anlayacağız. Ayrıca birde “orta namaz” var. Çünkü matuf (atıf yapılan, -e ait olan), matufun aleyhten (üzerine atıf yapılanlardan) ayrıdır. Bu sebeble bu (orta namaz), “namazlar” ifadesine dahil değildir. Ancak üç namazın arasında kalacak bir namaza “orta namaz” denilmesi de mümkünde değildir. Ortanın her iki yanında eşit sayıda namaz olması gerekir. O halde “namazlar” ifadesinden en az “dört namaz” anlaşılması gerekmektedir. Dört namazın ortasında bulunan bir namaz, ancak “orta namazı” olabilir. Bu orta namazın ikindi namazı olduğu ise Peygamber (a.s.m) tarafından açıkça belirtilmiştir.

Yine başka bir örnekte; Hud suresi 114 ( gündüzün iki tarafından ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..” buyrulmuştur.

Ayet-i kerimede “gündüze yakın saatler” anlamında “zülef” kelimesi, “zülfe”nin çoğuludur. Yukarıda açıklandığı üzere, arapçada çoğul, en az üç adedi ifade eder. Demekk ki bu emre göre, gecenin gündüze yakın saatlerinde en az üç vakit namaz olduğu nahiv ilmine göre sabittir. Ayrıca iki vakit de “gündüzün iki tarafında” var ise, böylece beş vakit olduğu bir başka ayet-i kerimede ortaya çıktığı görülmektedir.

Diğer ayet-i kerimelerden her birinde beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel olarak işaret olunmuştur. Bu mücmel ifadeleri bizzat peygamberimiz (a.s.m) açıklamış, uygulamış, başta sahabeler olarak bütün müslümanlarda kesintisiz olarak bu ameli günümüze kadar devam ettirmiştir. O halde bu güne kadar gelen bu ittifak icma olarak ortaya çıkmış ve kesinleşmiştir. Aksi iddiaların hiç bir değeri yoktur.

Daha bunlar gibi müteaddit ayetlerin nahiv ilmince tezekkürü, öncelikle bu ayetlerin manalarının ve uygulamalarının ne olduğu konusunda fikir vermekle birlikte, peygamberimizin (a.s.m) sünnetleri ile hangi manada kullanıldıkları ve ne manaya geldiklerini açıkça ortaya koyacaktır. (Yani nasılki ingilizcede he, she, it hepside türkçede “o” üçüncü şahısı ifade eder, ancak ingilizce “she” dendiğinde o kişisinin bayan olduğunun bilinmesi gibi kurallar o dile hastır.)

Basit bir örnekle; Türkçe’de yüz kelimesinin bir çok manaya geldiğini biliriz. Kullandığımız cümleye veya uygulamaya göre manası tezahür eder. Mesela; Yusufun yüzü çok güzel, ördek suda yüzer, kurbanın derisini yüz, doksandokuz yüz gibi yüzlerce örnek verilebilir. Şimdi “Yüz” sadece bu manaya gelir demek ziyadesiyle cahilane kalacaktır.

Hala namazın şekli yoktur diyenlere, şu üç ayet mealini de vererek, meseleyi vicdan ve akıl düsturlarına havale ederiz;

101- Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

102- Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

103- O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah’ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.

Gelen Aramalar:

ARKADAŞINA SÖYLE
  • more Kur’an’da namaz geçmemektedir, salat olarak geçmektedir, arapça “salat”ın anlamı da “dua” demektir, belli bir şekli, şemali ve vakti yoktur. Aleviler bunu farklı yorumlar, dolayısı ile burada anlattığınız beş vakit namaz Alevilerin namazı olamaz !

Diğer Yazılar:

Kul Himmet iman, ALLAH, peygamber hakkında ne diyor?
Pir Sultan Abdal ibadet ve namaz hakkında ne diyor?
Ya Selam!
Dua Ümidimdir
Alevilik'te namaz var mıdır? Aleviler'de namaz nasıldır?
peygamberimiz ümmi miydi? Okuma yazma bilmediği halde Kur’ân’ı nasıl okuyordu?
ibadette ihlas ne demektir? İhlas nasıl elde edilir?
İnanmak ihtiyacı doğuştan mıdır?

Benzer Yazilar

26 Comments

  1. Alirıza diyor ki:

    Kuranda namaz diye bir kelime yoktur, yukardaki arkadaş gibi din sömürüsü yapmak amacında olan kişilerin dinimizi saptırmakta başarılı oldukları günümüze kadar gelmiş ve dinimiz şekilden şekile girerek bir sürü safsatalarla dolup taşmıştır.Namaz diye ifade ettiğiniz beden hareketleri tanrıya tapınma islamiyet önceside vardı.Ayrıca Allah dini serbest bırakmıştır isteyen istediği gibi davranır.Nereye baksam namaz ,oruç vs. gibi safsatalarla milletin beynini yıkıyorlar.Malüm araştırmacı olmayan yurdum insanlarıda ne yapsın kafası karışıyor tabi acaba diyor: Ayrıca Allah kullarına eziyet etmez ve işkence çekmesini istemez , oruç nefsimize hakim olmak anlamındadır.Kendini aç bırakarak akşama kadar benim için eziyet çekin dememektedir. 8.İmam Aliriza seyitlerinden..

    [Reply]

  2. Kardeşlerim diyor ki:

    Ah Kardeşlerim Ah…
    Deve Kuşu Gibi Kafamızı Kuma sokarak nereye kadar … Allah Bizi Dünya’ya İmtahan için gönderdi… imtahanda eziyette vardır sıkıntıda vardır. darlıkta vardır. Sen Hiç ÖSS Sınavında Neden türkçe var neden matematik var ben bunları çözerken zorlanıyorum, sıkıntı çekiyorum… ÖSS benim sıkıntı ve ızdırap mı çekmemi istiyor ? Öss Hiç Gir sınava kendi sorunu kendin yaz kendin cevapla demiyor… Adalet böyle sağlanmaz. Adalet herkese aynı soruyu sormaktır. herkese aynı ibadeti vermektir. Namazı Kılmazsın orucu tutmazsın cezası var çekersin. Aman Ha inkar etme En vahim olan odur… Allahın İbadetini inkar Allahı İnkar etmiştir.. Onun da Cezası Çok ebedi kalacakları cehennemdir.

    [Reply]

  3. UHUDsüvarisi diyor ki:

    Ey iman edenler İMAN ediniz! İslamın birtek yaşınış şekli vardır oda peygamberimizin SÜNNETİDİR.Birilerinin bizim bölmesi şucu bucu diye ayırması yetmiyomuş gibi bide kendi içimizde dinimizi birligimizi bozmaya çalışanlar var.Bakın bi Hıristiyana bi Yahudiye dinileri için hala savaşıyorlar dünyada ülkeler savşmıyor dinler savaşıyor. Türkiye Milleti nezaman dini sahip çıkmış onun önderliginde yaşamışsa ozaman dünyaya hakim olmuştur. Buşekilde yok olup gidecegiz ALLAH şirk koşanları affedsin onları ıslah etsin ıslah olmuyolarsa tez elden ölümlerini nasipetsin. İnkar edenler Gİdin POMPEİye bakın LUT kavmine bakın sonunuzu onlarda göreceksiniz.

    [Reply]

    vuralkirbac12@hotmail.com Reply:

    EN HAKKİKİ MÜSLÜMAN ALEVİLERDİR SOYU PEYGAMBEREFENDİMİZİN SOYUDUR BİLMİYENLER BİLSİN BİZİ BİZ ORUCUMUZUDA TUTAR NAMAZIMIZIDA KILARIZ ALLAH İÇİN BAZLARI GİBİ GÖSTERİŞ İÇİN DEGİL ALLAH İÇİN İBADET YAPARIZ ASLINDA HEPİMİZ BİRİZ AMMA BAZILARI ÇIKAR PEŞİNDE OLDUKLARINDAN AYRIM YAPTILAR..

    [Reply]

  4. vuralkirbac12@hotmail.com diyor ki:

    keşke alevi olabilsen olamanki olamanki sen alevi olamanki alevilik eline beline diline hakim olmaktır sende bunların biri varmı işte ondan sen alevi olamanki……

    [Reply]

Leave a Comment

Daha fazla İman Esasları, İslam, peygamberler
Madem alevilikte 5 vakit namaz var,madem ki Cemevi alevilerin ibadet yeri, o zaman neden cemevlerinde halka namazı kılınıyor, 5 vakit namaz kılınmıyor? cemevindeki cemlerde yapılanlar sizce doğrumu?

Soru: Madem alevilikte 5 vakit namaz var,madem ki Cemevi alevilerin ibadet yeri, o zaman neden cemevlerinde halka namazı kılınıyor, 5...

Kapat