Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?

Hacı Bektaş hazretleri Makalat isimli meşhur kitabına başkarlen, Salavat-ı şerif kısmında Peygamber efendimiz hakkında hadis-i kudsi olan “ levlak, lema halaktul eflak” olan hadis-i kudsi “Allah tealanın bütün alemi onun sevgisi yüzünden yarattığı peygamberlerin ulusu ve resullerin resisi hz. Peygamber (a.s.m.)” demiştir.

Halik-ı Hakim ferman buyurmuş:

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmekliği murad ettim, kâinatı yarattım.”

Bu kudsî kelâmın ışığında kâinatın yegane varlık sebebinin Allah’ı tanıtmak, bildirmek olduğunu anlıyoruz. Bir yazarın eserini okumadan yazarı tanımak, onun hakkında hüküm vermek mümkün olmadığı gibi, binler Esma-i İlahiyenin tecelli merkezi olan kâinat incelenmeden Allah’ı tanımak, marifetullah semasında kanat çırpmak, muhabbetullah deryasına dalıp fazilet ve kemalât incilerini toplamak, hakiki manada insan olmak mümkün değildir.

Son derece mana yüklü bir kitabın anlaşılması için o kitabın manasını anlayan, hakikatlerine vâkıf olan, ders verebilecek kabiliyette bir öğretmene mutlaka ihtiyaç vardır. Her bir harfinde yüzlerce mana, binlerce hikmet bulunan şu büyük kâinat kitabının muhatabı olarak yaratılmış insanları irşâd edecek, onlara yol gösterecek bir mükemmel rehber, bir büyük muallim elbette olmalıdır. Zira anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kağıttan ibaret olur. Dolayısıyla şu sonsuz mana ve hikmetlerle yazılmış kâinat kitabının varlığı, pek anlamsız ve abes olurdu. Büyük masraflarla, kıymetli tezyinatlarla; pırlantalar, elmaslar ve her türlü cevherlerle süslenerek yapılmış sarayın hayvanlara ahır olmasına terk edilmesi gibi…

Madem ki bu hal muhaldir, imkânsızdır. Öyleyse o kudsî hikmetleri ders verecek rehber öğretmen, kânatın yaradılışındaki İlahî gayeleri, Rabbanî maksatları açıklayacak hak ve hakikatin muallimi mutlaka olacaktır. O da Yüce Peygamberimiz Hazreti Muhammed (a.s.m.) olmalıdır ve olmuştur. Bu vazifeye Ondan daha lâyık kim var, kim gösterebilir?…

İşte O Hazreti Muhammed’dir ki; melek, insan ve cinnin seyyididir. Kânat ağacının hem çekirdeği, yaradılış vesilesi… hem de en nurlu meyvesi, kâinatın yaratılmasındaki hikmetleri üzerinde taşıyan özü, özetidir.

Evet O Hazreti Muhammed’dir ki; rahmet-i İlâhiyenin timsali, muhabbet-i Rabbaniyenin misâli, hakkın en nurlu delili, hakikatin en parlak ışığı, kâinattaki sırların anahtarı, yaradılış muammasının keşfedicisi, âlemdeki hikmetlerin açıklayıcısı, sanat-ı İlâhiyenin dellâlı, âlemlerin Rabbinin sanatındaki güzelliklerin vasıflandırıcısı, bütün varlık âleminde bulunan, umum mevcudatta görülen mükemmelliğin özü, esası, odak noktasıdır.

İşte O’nun bu vasıfları, bu manevi şahsiyeti gösterir ki; bu Zât, kâinatın en büyük gayesi, olmazsa olmazıdır. Yani kâinatın Yaratıcısı, Hazreti Muhammed’e (a.s.m.) bakmış kâinatı yaratmıştır. Eğer Onu yaratmasaydı, kâinatı da yaratacak değildi. Evet, cin ve inse getirdiği Kuranî hakikatler, imanî nurlar ve Zâtında görülen en yüce ahlâk, en ulvî kemalât, en üstün karakter bu hakikate en kat’i şahittir.

Rivâyetlerde vardır ki, Hazreti Adem, Allah’a hitaben sorar:

“Allah’ım beni niçin Muhammed’in babası diye künyeledin?”

Aziz ve Celil olan Allah ferman buyurur:

“Ey Adem! Başını kaldır ve bak!”

Hazreti Adem başını kaldırır ve arşın üzerinde Sebeb-i Hilkat-i Kâinatın (Kainatın Yaradılış Sebebinin) nuru ve ismi yazılı olduğunu görür.

Allahu Tealâ, Hazreti Adem’e der:

“Bu, senin soyundan gelecek olan Peygamberin nurudur ki, O’nun ismi semada Ahmed yerde Muhammed’dir (a.s.m.). Eğer O olmasaydı, seni yaratmazdım.”

Selman-ı Farisî anlatıyor:

“Allah Resûlü (a.s.m.) şöyle buyurdu:

‘Cebrail dedi ki: Ey Allah’ın Resûlü! Rabbin diyor ki, eğer İbrahim’i Halil (dost) edindimse Seni de Habib (Sevgili) edindim. Benim katımda Senden daha üstün bir yaradılmış yoktur. Sen olmasaydın, kânatı yaratmazdım…’”

Paylaş ve Gönder:
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?
  • services sprite Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kâinatın yaradılış vesilesi olduğu söyleniliyor; bu ne demektir? Hem Allah, Muhammed’i (a.s.m.) göndermeden emirlerini bildiremez miydi?

Benzer yazi bulunamadi.

murat Hakkında