Bektaşilik ne demektir?

Hacı Bektaşi Veli’nin gerçek ismi, Seyid Muhammed bin İbrahim Ata’dır. Lokman Parende’den ilk eğitimi almış ve Ahmet Yesevi öğretlerini takip etmişti. Ondan dolayı Yesevi’nin ‘halife’si olarak kabul edilmektedir. Anadolu’ya geldikten sonra kısa zamanda tanınarak kıymetli talebeler yetiştirdi. Hacı Bektaş-ı Veli kendisinin de bağlı olduğu “Ahilik Teşkilatı” ile, Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde Anadolu’da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulundu. Osmanlı sultanlarıyla halk tarafından da sevildi ve hürmet gördü.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin sohbetlerini takip ederek onun tarikatına bağlananlara “Bektaşi” denildi. Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makalat’ın asıl nüshaları incelendiğinde, İslamiyete uymayan davranışlara şiddetle karşı çıktığı görülür.

Nitekim Doçentlik tezini Bektaşi Veli`nin Makalat`ı üzerine yapan Prof Dr. Esad Coşan`ın bu konudaki araştırmalarına dikkat çekmekte fayda vardır: Esad Coşan Hoca diyor ki: `Eserine bakıyoruz; eserinde Sahâbe-i Kirâm`ın hepsine hürmet var, ayırım yok… Namaz var, oruç var, zekât var, hac var… Helâli helâl biliyor, haramı haram biliyor. Şeriatin emirlerine bağlı olduğunu açıkça ifade ediyor. Bunlardan birisi eksik olursa, insan Allah`a ulaşamaz! diye açıkça söylüyor.` Bu sözlerden sonra Esad Hoca, Hacı Bektaşi Veli`nin Makalat`ındaki kendi cümlelerini naklederek konuya açıklık getiriyor:

`Meselâ: (biregü) Kişi, birey demek şimdiki tabiriyle… (diliyile iman getürse ve gönlüyile inanmasa veyâhud öşrü zekâtı tamam virmese veyâhud hacca varurken yoldan giru dönse veyâhud Tanrı Taâlâ hükümlerinden birin bâtıl dutsa) Allah`ın farzlarından birisini bâtıldır diye inanmasa, gitti gümbürtüye! diyor, Basit anlatmak gerekirse… (veyâhud Muhammed-i Mustaf`ya inkârla baksa veyâhud Muhammed`ün sahabelerinün birin nâhak bilse) Buyurun, en önemli şey!.. Benim hazırladığım baskıda 32. sayfa… (veyâhud Muhammed`ün sahabelerinün birin nâhak bilse) Ne tevellâ-teberrâ var, ne Ebûbekr-i Sıddîk ve Ömer`ül Fâruk Efendimiz`e sövmek var, ne ötekilere… (dükeli işledügi amelleri hebâen mensûrâ olur.) İşe yaramaz diyor. Bu önemli bir nokta…(Pes imdi azîz-i men! Bu kırk makamun birisi eksük gerekmez; zira kim bu kırk makamdan hiç nesne eksük yokdur.) Bu kırk makam çok önemlidir, bunlar eksik olursa olmaz!

Hayatının büyük bir kısmını Sulucakarahöyük’te (Hacıbektaş) geçiren Hacı Bektaş-ı Veli, ömrünü de burada tamamlamıştır. Mezarı, Nevşehir iline bağlı Hacıbektaş ilçesinde bulunmaktadır.

Bektaşilik ise:

Türkiye’de Alevilik denildiğinde ilk akla gelen isim Bektaşiliktir. Bektaşilik, aslında Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğuna inanılan bir tarikattır. Ancak Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, tevella (Ehl-i Beyt’i sevenleri sevme) ve teberra (Ehl-i Beyt’i sevmeyenleri sevmeme) gibi Aleviliğin temel esaslarına bağlı oluşları dolayısıyla Bektaşiliğe Alevilik denilebilir. Türkiye’de her Bektaşi Alevi olduğu halde, her Alevi, Hacı Bektaş’ı Horasan Ereni sayıp hürmet etmesine rağmen, Bektaşi değildir. Bu yüzden Köy Bektaşisi, Şehir Bektaşisi ayrımı yapılmaktadır. Köy Bektaşilerine Alevi denildiği halde, Şehir Bektaşilerine Bektaşi denilir.(1)

Alevi yazar Rıza Zelyut’a göre Bektaşilik ile Alevilik arasında bir fark bulunmamaktadır. Ona göre, Hacı Bektaş Veli, Anadolu Aleviliği’nin büyük piridir. Onun genelde kendine özgü bir tarikat veya yol yaratması da yoktur. Büyük pir Alevi’dir. Bu anlamda Bektaşilik sözü yanlıştır. “Derviş Bektaşileri” dediği Bektaşiler de Alevidirler ve aralarında küçük farklar bulunmaktadır.(2)

Bize göre, Alevilik ile Bektaşilik arasında özellikle on altıncı yüzyıldan bu yana bir farklılaşma meydana gelmiştir. Bu günkü haliyle aralarında bulunan ayrılıklardan bir kısmı şunlardır: Her iki grubun temel inançları bir birine benzerlik arz etmekle beraber sosyal yapıları ayrıdır. Kızılbaşlar/Aleviler yüzyıllar boyunca genellikle aşiret çevrelerinden gelen ve kırsal alanda yaşayan gruplar olup, Bektaşiler şehir merkezlerinde yaşayan ve daha çok eğitimli kimselerin oluşturduğu yapıdır.(3) Her iki grup da Hacı Bektaş Veli’yi sevip saymalarına rağmen Aleviler Hacı Bektaş Dergah’ına değil, Peygamber soyundan geldiklerine inandıkları ocaklara bağlıdırlar. Aslında Bektaşilik bir tarikat olduğu için, bu tarikatın yollarına uyan herkes Bektaşi olabilir. Ama Alevilik soya bağlıdır ve ancak ana-babası Alevi olan kişi Alevi olabilir.(4)

Haslok, Aleviler ve Bektaşiler arasında inanç konusu ile ilgili böylesi bir farktan bahseder: Aleviler, Beşinci İmam Muhammed Bakır’dan el tuttuklarını öne sürerlerken, Bektaşiler, pirleri olmak üzere Altıncı İmam Cafer-i Sadık’a bağlı olduklarını iddia ederler.(5) Bunların dışında bir takım ayrılıklar da bulunmaktadır.(6)

 

Kaynaklar: 
1- Ethem Ruhi Fığlalı, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara 1989, s.9. Bektaşilikle ilgili çalışması bulunan Abdülkadir Sezgin’e göre Alevi kelimesi ile Sünni kelimesi arasında her hangi bir fark bulunmamaktadır. Bkz. Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik, İstanbul 1990, s. 60.
2- Rıza Zelyut, Öz Kaynaklarına Göre Alevilik, İstanbul 1990, ss. 12-13.
3- Irene Melikoff, Uyur İdik Uyandırdılar, trc. Turan Alptekin, s. 29.
4- Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik ve Bektaşilik, Ankara 1990, s. 52; İlyas Üzüm, Günümüz Aleviliği, İstanbul 1997, s. 4.
5- F.R. Haslok, Bektaşilik Tetkikleri, çev. Ragıp Hulusi, yeni harflere çevirerek kısmen sadeleştiren Kamil Akarsu, Ankara 2000, s. 4.
6- Bu farklar için bkz.: Ahmet Turan, “Anadolu Alevileri-Kızılbaşlar”, OMÜ İlah.Fak.Dergisi, Sayı 6, Samsun 1992, ss. 58-59.

1 Comment

  1. büşra diyor ki:

    coq teşeqqür ederim…

Leave a Comment