Bir kimse hz. Aliye sordu;
Ya Ali, ibadet ettiğin Rabbini gördünmü?
Hz. Ali şöyle cevap verdi,
GÖRMESEM TAPARMIYDIM.
“Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?”
Evet bir kitap görsek, elbette bir yazarı olduğu aklımıza gelir. Hatta hiç aksini düşünmeyiz. Mesela doğa kanunları yaptı demeyiz. veya sebepler yaptı demeyiz. Deriz ki, bir bilen, düşünen, gören biri yazmış diye düşünürüz. Aynen öyle de, bu kainatdaki her mevcut, bitkilerden hayvanlara, hücrelerden insanlara, gezegenlerden atomlara kadar herşeyin kitap gibi bir yazarı var.
Bir kitapın kelimeleri hep birbirini tamamlar ve böylece manalar ortaya çıkar. kelimeler rastgele ve manasız olarak yerleştirilmez. İşte güneş bir kelimedir. Kainat kitabındaki diğer kelimelerle inanılmaz bir bağlantısı var. Mesela güneş olmazsa, renkler olmaz ve bu kadar mükemmel bir göze ihtiyaç olmaz. Yİne güneş olmazsa, fotosentez olmaz, bitkiler yaşayamaz, meyve sebze dünyada yetişmez. Böyle sonsuz adet tadı anlayabilecek bir dile ihtiyaç olmazdı. Güneşsiz bir dünyada hayat devam etmezdi. Demek güneşi yaratan kim ise insanı yaradan da odur. Kurbanlık hayvanlar sadece kurban bayramında getirilir. Çünkü hayvan sahipleri bilirki sadece o günlerde ihtiyaç var. İnsanı yaratanda biliyor ki, yaşaması için dünyaya, atmosfere, güneşe, fotosenteze ihtiyaç var ve önceden insan için hazırlamıştır.
Mesela insan bir cümledir. Her bir organımız birer kelime. O kadar intizamlı ki, gözümüzü yerleştirecek daha güzel bir yer düşünemeyiz? mesela gözümüz arkada olsaydı! mesela burnumuz alnımızın ortasında olsaydı! veya bir azamız fazla yaratılmış, şuna ihtiyaç yoktu bile diyemeyiz. Sağ gözüme ihtiyaç yoktu diyemeyiz. vücudumuzdaki herşey o kadar ölçülü yaratılmış ki, tesadüfe atom miktarı kadar yer bırakmıyor. Böyle bir insanın ustası elbette atomları ve elementleri yaratan olmalıdır.
Mesela güzel bir çiçek resim görsek, aklımıza ressamı gelir. Hiç ressamsız, tesadüfen çizileceğini düşünmeyiz. Halbuki o çiçek, resminden milyon kat daha üstün bir sanattır. Çünkü daha gerçek, 3 boyutlu, kokusu var, hayatı var, meyve ise tadı var. Resimdeki çiçek ise sadece görüntüsü var.
Mesela bir timsah, daha doğar doğmaz göle girip yüzmeye başlıyor. Halbuki en aklı yok, ilmi yok, dünyayı tanımaz. İnsan ise en akıllı canlı olduğu halde 10 yaşında ancak yüzmeyi öğreniyor. Yavru timsah, sanki başka yerde talim yapmış da gelmiş. Demek bu timsahı yaratan, onu ihtiyacına göre donatarak yaratıyor ve gönderiyor.
İşte yaratılan herbir mevcudu bir yaratan var ve bilerek, görerek, ihtiyacını bilerek yaratıyor.
Benzer yazi bulunamadi.
