alevilikte içki haram mıdır? içki ve alevilik

Hacı Bektaş-ı Veli hazretleri Makalat isimli en önemli kitabında açıkça içki hakkında hükmü yazmıştır:

“bir kaba içki koy, ağızını sıkıca kapat ve denizin içine bırak. O kabın dışı kısmını günde on kez yıkasan kabın içindeki yine içkidir, pistir.

Yine bir kuyuya bir damla içki damlasa, o kuyunun suyunu bir defa çıkarıp başka yere dökseler, o suyun döküldüğü yerde ot bit se ve o otu koyun yese, takva ehlinin sözüne göre, o koyunun eti haramdır. Bunun haram olmasının sebebi nedir? İçinde şeytan fiili olmasındandır. Yüce allah şöyle buyurmuştur;

“ey iman edenler ! şarap kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pislikteir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” – maide 5/90

Bir şeyin helal veya haram olması, Allah’ın emrine tabidir. Allah bir şeye “helal” derse helal, “haram” derse haram olur. Yani din bir imtihandır, insanlara yapılan bir tekliftir.

Cenab-ı Hak, cennete layık bir duruma getirmek için, insanları imtihana tabi tutuyor. Bu sebeple, bazı emir ve yasaklar koymuştur. Esas olan da bu emir ve yasaklara uymaktır.

Bu emir ve yasaklar ise her zaman hikmetlidir, insanlara faydası çoktur. Çünkü cenab-ı Hakk hakimdir, abes iş yapmaz. Günümüzde bilim, bu emir ve yasakların çoğunu ispatlamıştır.

Kur’an-ı Kerîm içkiyi yasaklamış ve haram olduğunu bildirmiştir: “Ey İman edenler! içki (hamr), kumar, dikili taşlar ve fal okları Şeytanın işlerinden bir pisliktir” (el-Mâide, 5/90). Ayette geçen hamr kelimesini fakihlerin çoğu aklı gideren bütün içkileri kapsamına aldığını söylemişlerdir.

İslâm’dan önce ve İslâm’ın ilk devirlerinde, câhiliye Arapları içki içer ve bunu hayatın bir parçası gibi görürlerdi. İslâm beş şeyin korunmasına büyük önem vermiştir. Bunlar: Akil, sağlık, mal, ırz ve dindir. İçki içen kimse bu beş unsuru da koruyamaz duruma düşer. Amerika’da içki aleyhtarlarının kurduğu bir teşkilat yeryüzünde ilk defa içkiyi kimin yasakladığını araştırır. İlk yasağın Hz. Muhammed tarafından ortaya konulduğu anlaşılınca O’nun hatırasına New York’ta “Muhammed Çeşmesi adını verdikleri bir âbide yaptırırlar (Yeşilay Dergisi, sy. 441, Ağustos 1970).

Kur’an-ı Kerîm’de içki yasağı tedrîc prensibine göre gelmiştir.

Mekke’de inen ilk ayette yasak hükmü yer almaz.

“Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden içki yapıyor güzel rızık ediniyorsunuz, bunda aklı eren bir kavim için elbet bir ibret vardır” (en-Nahl, 16/67).

Bundan sonra Hz. Ömer bir gün Resulullah (s.a.s)’a gelerek şöyle dedi: “Ya Resulullah! Şarap malı helâk edici ve aklı giderici olduğu malumunuzdur. Yüce Allah’tan, şarabın hükmünü bize açıklamasını iste. Hz. Peygamber; “Ey Allah’ım, şarap hakkında bize açıklayıcı beyanını bildir” diye dua edince şu ayet indi:

“Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki. “Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür” (el-Bakara, 2/219). Bu ayet inince, bazı sahabîler “büyük günah” diye içkiyi bırakmış bazıları ise “insanlara faydası da var” diyerek içmeye devam etmişlerdir.

Bir gün Abdurrahman b. Avf bir ziyafet vermiş, ashâb-ı kirâmdan bazıları da bu ziyafette hazır bulunmuştu. Yemekte içki de içmişlerdi. Akşam namazının vakti girince, içlerinden birisi imam olmuş ve namaz kıldırırken “kâfirûn” sûresini yanlış okumuştu. Bunun üzerine Hz. Ömer: “Ya Rabbi bize içki konusundaki beyanında ziyade yap” diye dua etmiş ve daha sonra şu ayet inmiştir: “Ey iman edenler, siz sarhoşken ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” (en-Nisa, 4/43). Bu surette içki yalnız namaz vakitlerinde olmak üzere yasaklanmıştır. Artık onu içenler yatsı namazından sonra içiyorlar, sarhoşlukları geçtikten sonra sabah namazını kılıyorlardı.

Yine bir gün Utbe b. Mâlik (r.a) bir evlenme ziyafeti vermişti. Sa’d b. Ebî Vakkas da oradaydı. Deve eti yediler, içki içtiler, sarhoş olunca da asalet iddiasına kalkıştılar. Sa’d bu konuda kavmini öven ve Ensar’ı hicveden bir şiir okudu. Ensar’dan birisi buna kızarak, sofradaki bir deve kemiği ile Sa’d’ı yaraladı. Sa’d da durumu Resulullah (s.a.s)’a şikâyette bulundu. Bunun üzerine bu konuda kesin içki yasağı bildiren ayetler indi:

“Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın amelinden bir murdardır. Bunlardan kaçınınız ki, felaha eresiniz. Şeytan içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (el-Mâide, 5/90-91)

Hz. Peygamberin çeşitli hadisleri bu konuda uygulama esaslarını gösterir:

“Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse şarabı dünyada içer de ona devam üzere iken Tövbe etmeden ölürse âhirette kevser şarabını içemez” (Müslim, Eşribe, 73).

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (el-Askalânî, Bulûgu’l Merâm, Terc. A. Davudoğlu, lV, 61 vd.).

Hz. Peygamber’e ilaç için şarap yapmanın hükmü sorulunca; “Şüphesiz şarap deva (ilâç) değil aksine derttir” (el-Askalânî, a.g.e, IV, 61).

“Ümmetimden bir takım kimseler, çeşitli adlar koyarak içki içeceklerdir” (el-Askalânî, a.g.e, IV, 61).

İçkinin yasak oluşu icma-ı ümmetle sâbittir. İslâm fakihleri bu konuda görüş birliği içindedirler. Hz. Ömer bu konudaki şüpheleri kaldırmak için, Allah elçisinin minberinden “aklı perdeleyen her şey içkidir” sözüyle özlü bir tarif yapmıştır. Buna göre insana aklını kaybettiren ve onu iyi ile kötüyü, hayırla şerri ayıramaz duruma getiren herşey içki sayılır. Sıvı veya katı olması sonucu değiştirmez. Afyon, eroin ve benzeri bütün uyuşturucular aynı niteliktedir. Çünkü bunları kullanan kişilerde aklın fonksiyonları değişir; uzağı yakın, yakını uzak görür; olağan şeylerden ayrılarak, olmayan ve olmayacak şeyleri hayal etmeye ve rüyalar denizinde yüzmeye başlar. Bazı uyuşturucular da vücûdu durgunlaştırır, sinirleri uyuşturur, ruhsal çöküntülere yol açar, ahlâkı düşürür, iradeyi zayıflatır ve ferdi topluma faydasız hâle getirir. İşte İslâm dini, fert ve toplum için faydalı olan şeyleri emrederken, zararlı olanları da yasaklamıştır. İslâm’ın yasakları tıb tarafından incelendiğinde, bunların fert ve toplum yararına olduğu görülür. Nitekim, içki ve domuz eti gibi yasaklar ilmin ve tıbbın süzgecinden geçirilmiş, nice maddî ve mânevi zararları uzmanlarca açıklanmıştır (bk. Yusuf el-Kardâvî, el-Helâl ve’l-Harâm fi’l-İslâm, Terc. Mustafa Varlı, Ankara 1970, s. 50-53, 75-88).

İslâm, içkinin içilmesini yasakladığı gibi, müslümanlar arasında ticaretini de yasaklamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Peygamber (s.a.s) içki konusunda on kişiyi lanetlemiştir: Sıkan, kendisi için sıkılan, içen, taşıyan, kendisi için taşınan, içiren, satan, parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınan…” (Tirmizî, Büyû’, 59; İbn Mâce, Eşribe, 6).

Mâide suresindeki kesin içki yasağı bildiren ayet geldikten sonra Allah Resulu uygulama ile ilgili olmak üzere şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah içkiyi haram kılmıştır. Bu ayeti haber alıp da yanında içki bulunan kimse, ondan içmesin ve satmasın…” (Müslim, Müsâkât, 67; bk. Buhârı, Megâzî, 51; Büyû, 105, 112; Müslim, Büyû, 93; Fer’, 8; İbn Mâce, Ticârât, 11; Ahmed b. Hanbel, II, 213, 362, 512, III, 217, 324, 326, 340; İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsîri İbn Kesîr, Beyrut (t.y), I, 544-547).

Günümüzde sarhoş olmayacak kadar içki içmenin helal olduğunu iddia eden kimselere Peygamberimiz şu hadisi ile cevap vermektedir. “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.”

murat Hakkında