Ailem “Ramazan bizim orucumuz değil” diyor. Ramazan orucu’nun sünnilerin olduğu doğrumu?

Soru: Ailemden bazı kişiler ramazan bizim orucumuz değil, sünnilerin adetidir, bizim orucumuz başkadır diyorlar. Alevilerin muharrem orucu vardır. ramazanda oruç tutulmaz, ramazan orucu sünnilerin orucudur diyorlar. bu doğrumudur?

Sevgili Kardeşim,

Öncelikle Alevilerin de müslüman olduğunu ve Alevi müslümanlar ile sünni müslümanlar arasındaki farklılıklar dinin esasatında değil, yalnızca teferruatlarda farklılık gösterdiğini yeniden hatırlatmakta fayda vardır. Konu ile ilgili detaylı bilgiyi sitemizde bulabilirsiniz.

Diğer yandan şunu belirtmek gerekir ki; her müslüman gibi, Alevi müslümanlarında rehberi Kur’an-ı Kerim ve onun müderrisi ve bir nevi öğretmeni olan Hz. Muhammed’dir (a.s.m). Bu bakımdan bu sarsılmaz ve inkar edilmez kaynaklar bu konuda ne diyor öncelikle onu bilmek gerektir.

Ramazan Orucu Kur’an-ı Kerim’de çok açık ve sarih bir şekilde zikredilmiştir. Bakınız;

Bakara Suresi – 183/184/185. ayetler:

183.

Ey iman edenler, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de korunasınız diye farz kılındı.

 

184.

Sayılı günler… İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerden sayısınca tutar. Ona dayanıp kalanlar (dayanamayanlar) üzerine de bir yoksulu doyuracak fidye vermek gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır. Yine de oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

 

185.

O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur’an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. Umulur ki, şükredesiniz!

Bunun yanında sayısız muteber (itibar edilen) hadislerden bir kaçını burada ekleyelim, bakınız;

“İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe’ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak”.

Buhârî, İman 1; Müslim, İman 22 (….); Nesâî, İman 13, (9, 107-108); Tirmizî, İman 3, (2612).

“Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in önüne oturup dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı: Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: “İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah’a haccetmendir.” Yabancı: “-Doğru söyledin” diye tasdîk etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik…

Uzun bir hadistir, devamında bitişi şu şekildedir;

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? dedi. Ben: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” deyince şu açıklamayı yaptı: “Bu Cebrail aleyhisselâmdı. Size dininizi öğretmeye geldi.”

Müslim, İman 1, (8); Nesâî, İman 6, (8, 101); Ebu Dâvud, Sünnet 17, (4695); Tirmizî, İman 4, (2613).

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, �Ben oruçluyum� deyin!) [Buhari]

Bu kesin hükümlerin yanında, Alevi&Bektaşi kaynaklarından da Ramazan orucuna dair bazı alıntılar yapmak münasip olacaktır. Bakınız, Veliyyüddin Ulusoy özel kütüphanesinde bulunan 20 orjinal makalattan birisi olan ve osmanlı türkçesi ile yazılan, daha sona transkripsiyon ile latin harflerine çevrilen eserin 3 Bölüm / 4 Kapı 40 Makam / 1. Kapı Şeriat / 3. Makam aynen transkripsiyon sadeleştirme alıntısıdır;

Üçüncü makam zekattır, oruçtur. Gücü yetince hacca gitmektir ve yine Allah yolunda savaşmaktır. Cünüplükten temizlenmektir. Yine allah’ın sözüdür. Namazı kıl ve zekatı ver. Ramazan ayında oruç tut. Ve yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi genel bir seferberlik olduğu zaman cihad.

Şeyh safii erkannamesinde ise, şeriat, tarikat, marifet ve hakikatın izahı ve islamiyetle ilişkisi şöyle izah edilmiştir:

ŞERİAT haramları terk etmektir. TARİKAT benliği terk etmektir. MARİFET terki terk etmektir. HAKİKAT şüpheli şeyleri terk etmektir. Özünden şüpheyi gidermektir. Çünkü riya ile ibadet şirk ile taat makbul değildir. Eğer talip bu dört şeyi (ŞERİAT, TARİKAT, MARİFET, HAKİKAT) terk etmezse gerçek anlamda HAKİKAT EHLİ olur. Şeriat ve tarikatı sağlam olur. Müslümanlık amelini işlemiş olur. Ayrıca hakka yakın olur ve tarikat işlemiş olur. Nefsini kolaylıkla dizginleyebilir. Rıza makamında olur…….

Müslümanlığın şartı beştir.
1. Salavat getirmek (şehadet)
2. Namaz kılmak
3. Oruç tutmak
4. Zekat vermek
5. Ve gücü yeterse hacca gitmek, kafire karşı gaza (cihat) yapmak.

Bunlarla Müslümanlık gerçekleşmiş olur.

Kitab-ı cabbar kulu adlı kitapda kainat konuşturularak bu meseleyi aydınlatmaktadır:

Bulutlar “emrettiği saat sulayamazsam” diye çekiniyorlar. Sen Allah’ın emrini terk etmekten çekinmiyor musun? Senin hizmetine verdiği şeyler hizmetlerini yerine getirdiler. Kulak işitti. Göz gördü. Hepsi bir hizmeti yerine getirdi. Allahu Teala onlara; “siz kuluma hizmet edin” dedi. “Kulum da bana hizmet etsin” dedi. Onlar senin hizmetinde. Sen de Allahu Teala’nın hizmetinde misin? Durumun nedir? Allah’ın hizmetini sorarsan, beş emri bulunmaktadır: Önce Allah’ın birliğine ve Hazret-i Muhammed’in Peygamberliğine tanıklık etmek, sonra namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmek. Allahu Teala emirlerinin tutulmasını, yasaklarından uzak durulmasını istedi. Müslümanlık işte budur. Bunlarla tamamlanır

Yine Kitab-ı Cabbar Kulu adlı eserde;

-Ey Ali! Bir kimse namaz kılsa, nasıl [Müslüman] olur?
-O yalnız olan buğday sapı üç, dört çatala dönüşür.
-Oruç tutsa nasıl olur?
-Başak vermeden önceki durumuna gelir.
-Zekat verse nasıl olur?
-Boyu uzar.
-Hacca varsa nasıl olur?
-Başak verme durumuna gelir.

Yukarıdaki alıntılar da göz önünde bulundurularak, şu izahı yapmak muvafık olacaktır;

Ramazan orucu, islamiyet’in beş büyük ibadetinden biridir. Alevi olsun Sünni olsun, Müslüman olan herkese farzdır. Alevîlik kavramı İslâmiyet’ten ayrı bir din olmadığı için, Alevîlerin İslâmiyet’in emirlerini yapmak yahut yapmamak hususunda şüpheye düşmelerinde hiçbir hikmet ve maslahat yoktur.

Alevîlik, Hz. Ali’ye(r.a.) taraf olmak, onun muhabbetini kalbin gözbebeğinde taşımak, onun hâlleriyle hâllenmek manasına geldiğine göre, biz Alevî müslümanlar, namazın sıhhatine dikkat etmemiz gerektiği gibi elbette ve elbette Ramazan orucunu da tutmamız gerekmektedir. Namaz hususunda Hz. Ali(r.a)’nin hassasiyeti alem şümul olmuş, herkes tarafından bilinen bir mesele olduğu gibi,Hz. Ali’nin (r.a.) Ramazan Orucuna azamî dikkat ettiğini de her Alevî(ve sünni) mutlaka bilmelidir.

Biz Alevi müslümanların islam kaynakları yanında, kendi öz kaynaklarımız elimizin altında iken, tembellik edip, hazır düşünce sunan ve asıl kaynaklarımızın çarpıtıldığı başka kaynaklara itibar etmememiz gerekmektir. Kesinlikle belgesi olmayan veya dinin esasına aykırı olan dayatmaları Kabul etmemeli, bu konuların ebedi ahiret hayatımızı etkileyeceğini bilerek, mütemadiyen sorgulayarak ve mihenge vurarak meseleleri Kabul etmeliyiz.

Hasıl-I kelam, Alevî ve Sunî müslümanlar, namaza ve oruca riayet etmeliler, kulluğun iki kanadı hükmündeki bu ibadetlere sahip çıkmalıdırlar. Oruç tutmasa da alevilikte orucu inkar etmemelidir.

 

Paylaş ve Gönder:
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?
  • services sprite Ailem Ramazan bizim orucumuz değil diyor. Ramazan orucunun sünnilerin olduğu doğrumu?

Benzer yazi bulunamadi.

Administrator Hakkında