Değerli kardeşim,
Alevi müslümanlar elbette camiye giderler. Ama cami burada bir simge gibidir. Asıl mesele “namaz” dır. Eğer kendisine aleviyim diyen birisi namazını kılıyor da, camiye gitmiyorsa, bu onun tercihidir, çünkü namazı illaki camide kılmak farzlarından değildir.
Esasen anadoluda bir çok alevi canlarımız Şeriat kapısının üçüncü makamı olan namazlarını kılarlar ve cami (mescid)lere giderek, Allah rızası için cemaat ile namazlarını eda ederler. Fakat namaz kılmak için Camiye gitmediğini söyleyen az bir kısım aleviler vardır ki; Aslında anadolu aleviliğinde olmayan birşeydir ama her nasılsa içimize bir şekilde sokulmuş ve bazı aleviler de ne yazıkki buna inanmıştır.
Bu az bir kısım aleviler camide namaz kılınmayacağını söylemelerine neden olarak, Hz. Ali’nin (r.a.) camide(mescidde) öldürülmesini gösterirler. Hiçbir mantığı olmayan bu cümleye kimsenin inanmayacağı malumdur. Ancak bu noktadan yola çıkan bazı fitneci gruplar, Alevilerde namaz olmadığını iddia edecek kadar ileri gitmiş, bu ilk çıkış noktasını da unutturarak tamamen meselenin inkarına yol açmışlardır. Bunun Yahudi kaynaklı ve onların bir fitnesi olduğu açıkça bellidir. Yoksa, Hz. Ali(r.a) evde öldürülseydi, eve girmeyip de dışarda mı yaşayacaktık?
Bunu bu şekilde söylemek, “Hz. Ali(r.a.) için dinimdem, imanımdan,islamdan vazgeçerim, gerekirse cehenneme giderim” demek ile aynı hükümdedir. Oysa Hz. Ali(r.a.), islam için hayatını feda etmiş, ölümü uğruna namazını terketmemiştir, eşsiz hayatıyla bizlere örnek olmuştur. Şimdi Hz. Ali (r.a.) ahirette karşılarına geçtiğinde, aleviyim diyerek namazı terk edenler, Hz. Ali’ye (r.a.) ne diyecekler? Böyle bir sevgiyi Ne Allah (c.c.), Ne Peygamber (a.s.m.) ne de Imam-ı Ali (r.a.) kabul eder.
Netice olarak, alevilikte (ufak farklılıklar olsada)namaz vardır, cami dahil yeryüzü bir mescittir, ibadet edilir, cemevi dergahlarımızda zikirlerimiz, cem ayinlerimiz vardır.
Alevilikte namaz var mıdır detaylı bilgi için tıklayınız
Benzer Yazilar:

ben önce bunu anlatmak istedim alevilik le ilgili bilgilerde genellikle dışsal anlamlarda yada farklı görüşlere hoş olmayan tavırlarla anlatmak anlamamaktan kaynaklanır ben şidilik sadece şunu söyleyebilirim bir alevi herhnagi bir tapınakta kilise veya havra yada bir puthanede ibadet etmiyorsa o kişi aleviliği hiç bir zaman anlamayacak tır alevilik sadece bir din yada inanç değildir hiç bir inançta olmayan en-el hak ve vahtedi vucut un sonsuz uyumluluğudur
[Reply]
yorumları okumak isterdim
[Reply]
Aleviler namaz kılar arkadaşlar benim çevremde kılan insanlar var bende aleviyim bende kılarım. Abdest konusunda Kuran’ da bile geçer daha neyi tartışıyoruz. Bizi saptırmak için oynanan oyunları iyi araştırsınlar. Sunni kardeşlerim sizlerde şunu unutmayın hepimiz aslında biriz ama zamanında çıkan mezhepler bizi birbirimizden ayırdı. Allah aşkı ile yaşayan sunni ile alevi namazını’ da kılar Oruçta tutar. Ayrıca cem evlerine gidenlerde orada halka namazı kılındığını bilir. Ama saçma sapan kulaktan dolma bilgiler ile insanlar bir birini karalıyor malesef. Yaradan kul hakkı ile gelme demiş. Biz birimizin hakkında ön yargı ile bile kul hakkı alırız.
[Reply]
Allahin leneti haminizin uzerine olsun ki Qurani terk edib olen bir sexsin adina baglanib iblisin firqesi oldunuz
[Reply]
‘Namaz’ Kur’an daki manası zaman zaman zikir zaman zaman teşbih olarak kullanılmış. Bu gün kılınan namazın Kur’an da ap açık bir tarifi yoktur. Her duruş farklı yer, zaman ve mâna ile tarif edilmiştir. Namazın bu gün ki şekli Hz. Ömerle başlar emevide iyice şekillenir. Hıristiyanlıktan ve yahudilikten dönüp müslüman olmuş zamanın haham ve papazların da içinde bulunduğu hakimler eski gelenekteki namazı bir kurala oturtur. Sünilik, Ehlibeytçilere nispet, emevinin adetlerini meşrulaştırmak için peygamber şahit gösterilmiştir. O yüzden fazla kasmayın. Cami meselesi de benzer bir süreç izler ve emevi döneminde oturur yalnız adına mescit denir. Sadece Türkiyede Cami denir çünkü cem evinin alternatifidir. Ezan konusu herkesin bildiği bir çağrıyla başlar ve gelenek bir önceki dinlerin yolunu izleyerek bugüne gelir. Kur’an da bugün ki uygulamaları size tarif eden hiç bir toplu tarif bulamazsınız. Bu da yorumculuğun çok olmasını ve ayrılıkları açıklar. Arapça matah bir dil olduğu ve anlaşılması zor olduğundan değil Kur’an yazıldığı dönem noktalama işaretleri olmadığından ortalık karışır. Günümüz dünyasından müslümanlık apaçık bir arap kültürü hegamonyasına dönüşmüştür. Ortadoks islam yani sünilik devletin göz bebeği iken heteredoks islam geçmişin belleği olarak devam etmektedir. Alevilik kısaca Allaha ulaşmanın binbir yolun olduğu bir çoğrafyadır, o yüzden alevilerin süni geleneğine göre ibadet etmesi ve düşünmesi manasızdır. Bir süni için anlaşılması zor olabilir ama malesef sizden farklı insanlarda var bu dünyada ne yaparsın! Alevilik Kur’andan kopukmudur? değildir. tıpkı birçok yol gibi kendi yorumuyla var olur. İslam kendinden hariç herşeyi dışlamışmıdır? Hayır. Kur’an genel kuralları belirtmiştir o kadarını kâfi görmüş yüce yaradan. Peki süniler bu gün Kur’an yani Allah kelamına mı uymaktadır yoksa kökü belirsiz hadislere mi uymaktadırlar? Gerçekte kaç süni kur’anı okumuşda ordan konuşuyor olabilir? Eğer sürekli namaz, oruç ve camiden bahsediyorsa anlayın ki okumamış. Tabi anlamadan arapça ezbere okuyanları söylemiyoruz onlar zaten birşey anlamıyor. Ve herkese tavsiyem aynı zamanda yüce Allahın emri ‘OKU’ diye başlar herşey. Kur’anı okumayan kendine müslüman dese ne olur? Türkçesi anlaşılmaz diye düşünmeyin ve içindeki yorumları ezberlemeyin gönlünüzü açık tutun doğrusu yüreğinize düşecektir. Size, şeytan derlerse inanmayın Kur’an okurken araya sadece din simsarları girer ki asıl şeytan onların dilindedir. Sağlıcakla kalın.
[Reply]
ya be kardeşim neyaparlarsa yapsınlar ama şunu unutmayınki islamda böyle bir ibadet şekli yok allah biliyo herkes sonra görecek
[Reply]
ben bir insanın alevi oldugunu suratındaki nurdan anlarım.o mahsumiyeti efendiligi kalp ten bakın göreceksiniz.
[Reply]
seddül bahir, rumuzlu kisi seytanin varligini inkar edtmektedir, bu ise kur’ani carpitmak mahiyetindedir, ve sapikliktir, kur’ani carpitmak cidiye almamaktir, kur’ani cidiye almamak hz. peygamberimzi cidiye almamaktir hz. peygamberimzi cidiye almamak allahi cidiye almamktir ve sapikligin en katmerlisidir, kur’ani rey ve hevalarina göre yorumlayanlar sapiktir, ve alevilikle hic bir ilgileri yoktur, seytanin en büyük hilesi zaten kendisini gizlemesindedir, seytani inkar eden gizleyen bir anlayis neye hizmet eder apacik ortadadir, böylesine sapik bir anlayisa sahip olanlarin sonu ise azap dir.
[Reply]
Allaha karsi olan aczini bir kul yere yikilip kapanmadan baska nasil gerceklestirebilir, hangi sekil yada hareket ile bu mümkün olabilir, bunun baska bir izahi varmidir?,
bizde namaz yok sekil yok diyenler, cemlerde halka namazinin oldugunu bilmezler mi?, cemlerde yere kapanarak ibadet ediliyorsa bu bizlere namazin ehemmiyetini göstermiyormu?, hic süphesiz ki namaz, müminlerin üzerine, vakitleri allah tarafindan tayin edilmis bir farzdir, ayetini okumkata fayda vardir sanirim, birde neden namaza karsi bu kadar tavir alinir acaba?, bir insanin allahin büyüklügü karsisinda huzurunda yere yikilip aciz bir kul oldugunu hatirlamasi allaha sükür etmesi neden bu kadar rahatsiz eder, bir insanin alevilgine bir zarar mi getiriyor?, basta insanlıgın medar’ı iftiharı hz. peygamberimzin, ehl-i beytinin, sahabelerinin (üc vakit degil) bes vakit namaz kilip oruc tutklari camiye gitikleri hacca gitikleri, bilinmektedir, onlar arapti biz türküz onun icin onlar gibi ibadet etmeyiz mi diyecegiz simdi?, bahane mi yok uydur gitsin, anli sanli dinimiz olan islam’i yikip yerine baska bir din türetmek isteyenler, kur’an’a inanmiyoruz diyenler, bizde namaz yok oruc yok diyenler, cennet cehennemle avunmayiz diyenler, bes vakitle kandiramazsiniz diyenler, bizlerde sekilcilik yok diyenler, din hanesinden islami kaldirmak isteyenler, nasil bir alevilikten bahsediyorlar anlamak cok güc?, aleviler namaz kilmaz diyenler ya önyargili, ya cahil, yada batil inanclara bidatlara veya sapkin ideolojik görüslere sahip olan kimselerdir, günümüz dünyasinda yasayan bütün sapitmislara allah akil fikir versin, dogru yola iletsin insallah. Olnar allah’ın nurunu agızlarıyla söndürmek istiyorlar. halbuki kafirler hoslanmasa da allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır. tevbe 32
[Reply]
Hayırlı aksamlar arkadaşlar. Ben hanefi yim. Ama alevi bi kız sevdim onunla evlenmek istiyorum. Bunda bi sakınca varmıdir. Cevabınız ve yardiminiz için şimdiden teşekkürler.
[Reply]
Bazı alevi insanlarımız sapıtmış olmalı ki İslamı ve müslümanları ayrı ehli beyti ayrı tutuyor. Cem evleri tabirini camilerden-Mescitlerden önce varmış gibi beyan ediyor.Daha elli yıl öncesine kadar isminiz ve zikrinizi gizleyerek varlığınızı gizleyen sizler ibadetleri terkedenler şimdide hacı bektaşı velinin dergahına sahip çıkarak ne bekliyorsunuz. Hacı Bektaşı Velinin türbesinin yanında ki mescit ne işe yaramaktadır. inler ve cinler için mi. Sizleri Allaha ve dinine inanmaya ve ibadet etmeye davet ediyorum…..
[Reply]
BAŞTA SAYIN MUSTAFA BALCI VE DİĞER YORUMCU ARKADAŞLAR HAKİKATEN SAMİMİ OLARAK DOĞRULARI ÖĞRENMEK İSTEYEN ARKADAŞLAR TEK KAYNAKTAN DEĞİL BİR ÇOK KAYNAKTAN HZ.MUHAMMED’İ(S.A.V)HZ.ALİ’Yİ ALEVİLİK TARİHÇESİNİ OKUYUN; EBUZERİ OKUYUN;12 İMAMLARI;NESİMİYİ;KERBELAYI;ALEVİ KATLİAMLARINI VE SÜRGÜNLERİNİ OKUYUN ; ALEVİLİK KAÇ 50 YILDIR VE KİMİN SOYUDUR ALLAH RIZASI İÇİN VE SADECE ALLAHIN ADIYLA OKUYUN.NEDEN VARLIKLARINI İSMİNİ VE ZİKRİNİ GİZELEMEK ZORUNDA BIRKILMIŞLAR
OKUYUN…MUAVİYEYİ,YEZİDİ,ALLAHI ÇOKTAN UNUTUP MALA MÜLKE TAPANLARI ;OSMANLI PADİŞAHLARINI;YAVUZ SULTAN SELİM ‘İN KATLİAMINI SÜRGÜNÜNÜDE OKUYUN.
KURAN’I OKUYUN…..KURANIN EMRETTİKLERİNİ OKUYUN..VE SADECE ALLAHIN ADIYLA OKUYUN.
ALLAH YÜRÜMEK İSTEYENİ DOĞRU YOLDA YÜRÜTÜR.
[Reply]
Aleviler neden camiye gitmezler?
Alevilerin camiilere gitmemelerinin birçok nedeni vardır; bunlardan birkaçını sıralarsak:
-Kur’anda ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen “mescit” sözcüğü geçer. (Camii ismi geçmez)
-Büyük camiileri muaviye(Lanetli soyun mensubu) yaptırmıştır.
-Hz. Muhammedin torunlarını ve ona bağlı olanların katline ferman çıkarmıştır.(Eh libeyt’e karşı çıkmışlardır.)
-Hz. Ali’ye küfür hutbeleri okutturmuştur.
Tevbe SURESİ 107;
“….Bir de şunlar var: Tutup bir camii yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. “İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!” diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.. ..”
Tevbe 108;
“…Böyle bir camiide sakın İbadete durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit,(burada cemevi işaret edilmektedir) içinde dua etmen için çok daha uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte.(mute kable ente mutu) Allah, temizlenenleri sever…”
Camii ile cemevini karşılaştırırsa k:
Camiide rızalık alınıp, razılık verilmez.
Cemevinde razı etmiş ve edilmiş olarak ibadet etmekteyiz.
Camiilerde kadın erkek ayrımı vardır. Birlikte yan yana ibadet edemezler.
Cemevlerimizde kadın erkek ayrımı yoktur. İbadete katılanlara CAN gözüyle bakılır.
Camiilerde lokma dağıtılmaz, semah dönülmez, telli kuran, tevhit yoktur.
Cemevlerimizde lokmalar dağıtılır, hizmetler görülür, Hakk aşkına semah dönülür, tevhitler okunur.
Camiilerde inanç önderleri HOCALAR’dır(Biz ler kesinlikle cami hocalarına İMAM demiyeceğiz)
Cemevlerimizde Evlad-ı Resul dedelerimizdir. Cemevleri aynı zamanda küslüklerin giderildiği, sorunların çözüldüğü mekânlardır.
Camiilerde böyle bir durum söz konusu değildir.
Bazıları, Alevilerin, İmam Ali camiide namaz kılarken şehit düşüldüğü için, camiilere gitmediğini söylerler. Bu yalnış bir bilgidir. İmam Ali evinin önünde, İbni mülcem tarafından, zehirli hançerle sırtından vurularak, Hakk’a yürümüştür(Bu konu hakkında detaylı bilgi, diğer forum konularımızda verildiği için kısaca değiniyorum.)
Son olarak Alevilerin neden camiiye değil de, cemevine gittiğini özetlersek:
“…Cemevi barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, yargı ve karar yeri, hizmet ve sohbet, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar ve iman, edeb ve erkân, tevella ve teberra, güvenin ve sevenin toplandığı, Hakk’a temanna ve Hakk’ın tecelli yeridir….”
Erenler seni de ceme götürür
Kalmış işlerini anda bitirir
Gördüm Hak evinde mihman oturur
Mihmanın gözüyle görebilirsen-
Pir Sultan Abdal
[Reply]
etrafımda birçok alevi arkadaş var ve gerçekten ikilemde kalmışlar. namaz Kuranda salat olarak geçiyor buda türkçede dua anlamına gelir diyor.yani bizde kendimize göre ibadetimizi yaparız diyor ve Kuranın değiştirildiğine inanıyorlar ve arkadaşım diyorki: işine geldiği gibi Kuran değiştirilmiş(haşa) ya biraz mantıklı düşünün lütfen namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek işimize geldiği gibi değiştirilse neden bana kolaylık olacak şekilde değiştirilmesin sonuçta bunlar o kadar kolay sorumluluklar değil nefse ağır gelir hadi bu konuyu geçelim. peki ya oruç? bu ne anlama geliyor türkçede..içkinin haram olması? e bunlara neden uymuyorsunuz.
böyle bir şüphesi olan herkes aşağıdaki mantıklı yazıyı okusun :
KUR’AN’IN KORUNMUŞLUĞU ÜZERİNE
Kuran’ın korunmuşluğunu özet olarak açıklayan bir yazı.
Kur an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. (15/Hicr suresi 9. ayet)
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et. Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir. (75/Kıyamet suresi 17-19. ayetler)
1. Giriş:
İman esaslarında yer alan ‘Kitaplara iman’ konusunun en önemli noktalarından biri de o Kitabın ilahi koruma altında olup olmadığı konusudur. Son indirilen vahiy olan Kur’an’ın ilahi bir koruma altında olduğunu yine Kur’an’ın kendisinden öğreniyoruz. Nitekim de akli olarak da böyle olması gerekirdi, zira son Kitap şayet değiştirilseydi o zaman bir daha kitap gönderilmeyeceği için kıyamete kadar bütün insanlar hidayetten yoksun rehbersiz bırakılmış olurlardı. Bu ise ilahi rahmet ve hikmetle bağdaşmadığından Son Vahyin Allah tarafından koruma altına alınması aklen zaruridir. Kur’an söz götürmez bir tarihi vesikadır.
2. Kuran korunmuştur:
Yukarıdaki ayet Kur’an’ın hiç bir zaman bozulmayacağı ve her zaman bütün keyfi ilavelerden, çıkarmalardan ve lafzi/kelime değişikliklerden uzak kalacağı şeklindeki ilahi vaaddir.
Önceden haber verilmiş olan bu olgu Kur’an’ın asırlardan beri her türlü tahrifattan uzak kalmış olması gerçeğiyle doğrulanmıştır. Hangi türden olursa olsun bu kadar uzun bir süre benzer biçimde korunan başka bir kitap örneği yoktur.
Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir. (41/Fussilet suresi 41-42. ayetler)
Yani ilahi kelam, ne ekleme veya çıkarma yoluyla değiştirilemez. Sağdan soldan batıl ona yaklaşamaz. Örnek olarak herhangi bazı ayetlerin ona ilave edildiği iddiası da o ayetlerin/batılın ona yanaşması anlamına gelir ki, bu ayetlerin açık hükümlerine göre mümkün değildir.
Kur’an’ın korunmuşluğu basit bir inanç meselesi değil. Bu konuda
Allah’ın sözleri kanıttır/ilimdir. İnanç dediğiniz olayın(islam akidesi/inancı için söylüyoruz) bir ilim olduğunu unutmamak lazım.
Tarih kanıttır.
3. Allah’ın sözleri kanıttır:
Yukarıdaki ayetlere iman eden bir insanın, hiç bir elin Kur’an’ı değiştirmeye veya bozmaya, ona ekleme veya çıkarma yapmaya güç yetiremeyeceğinden emin olmuş demektir. Zira Allah söylüyor bunu. Dolayısıyla Allah’ın 2,20,200 sözün Kitabına eklenmesine MÜDAHALE ETMİYECEĞİNİ düşünmek saçma olur.
(O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir. (2/Bakara suresi 117. ayet)
Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece “Ol” dememizdir. Hemen oluverir. (16/Nahl suresi 40. ayet)
4. Tarih kanıttır:
Allah tarihe müdahele eden bir ilahtır. (örn.. kavimlerin helaki)
Kitabını korumak da yine onun kendi üzerine aldığı bir iş ve bu ESBABI HIFZ(SEBEPLERİN KORUNMASI) şeklinde gerçekleşmiştir.
Allah’ın gözetimi altında ayetler peygamber tarafından yazılıyordu.
Sana (Kur an’ı) okutacağız; sen hiç unutmayacaksın. (87/A’la suresi 6. ayet)
Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O’nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur’an’ı (okumakta) acele etme ve “Rabbim, benim ilmimi artır” de. (20/Taha suresi 114. ayet)
Peygamber son derece bir titizlikle korumaya çalışmış,
ayetleri vahiy katiplerine yazdırmış, onlara okutturarak yazımı kontrol etmiştir.
Kur’an’a karışmasın diye kendi sözlerini (hadislerini) yazdırmamış.
4 halife ve sahabeler aynı hassasiyeti gösterip hadisleri Kur’an’la karışmasın diye yazdırmamışlardır.
Sahabeler Kur’an konusunda eksiksiz bir imana sahiptiler, Kur’an için canlarını ortaya koymuşlardı. Kur’an’a içtenlikle bağlılık noktasında aralarında en ufak bir farklılık yoktu. Bu denli Kur’an’ı kutsayan müslümanların, (Kur’ân’ı değiştirme) gibi korkunç bir iman boşluğunu ifade eden bir davranışa yeltenebileceklerini, buna cesaret edebileceklerini düşünemeyiz.
Allah’ın ayetlerini değiştirenlerle ilgili olsun, Allah’a yalan iftira uyduranlarla ilgili olsun Kur’an’daki UYARILARI onlar da biliyorlardı.
Peygamberin vefatından sonra çoğaltılan Kur’an nüshalarını bütün sahabe kontrol edebiliyordu. Yazılı metinlerin, kendi ezberlerindeki ayetlerle olsun şahsi olarak yazdıkları ayetlerle olsun, çeliştiğine ilişkin herhangi bir rivayet yok. Olsaydı peygamberin sözlerini en ince ayrıntısına kadar içeren hadis kitaplarında olurdu.
Bu konuda tarihte birbirleriyle savaşmış Emeviler ve şiiler arasında da ihtilaf yoktur. Hz. Ali mevcut Kur’an’a kesinlikle itiraz etmemişti, değiştirildiğini veya bazı ayetlerin yazılmadığını iddia etmemişti. Halbuki kendisi Halife(Devlet başkanı) olduğunda böyle bir değiştirme yapılmış olsaydı, onu düzeltirdi.
Bütün bu tedbirler ilahi bir gözetim altında oldu.
Yine Allah’ın gözetimi altında Kur’an çoğaltıldı, bugüne kadar da hiç değiştirilmeden, ilave ve çıkarma yapılmadan, bir kelimesine dahi dokunulamadan gelmiştir.
Dünyanın dört bir yanında hiçbir Kur’an nüshası birbirinden farklı değildir. Bunun tahkikini batılı araştırmacılar/oryantalistler dahi yapmışlardır (kusur aramaya o kadar iştahlı olmalarına rağmen) bu tarihi gerçeği İTİRAFTAN öte bir şey söyleyememişlerdir.
Örnek: 2. Dünya savaşı sırasında Almanyalı bir araştırma gurubu dünyanın dört bir yanından 40000 tane Kur’an nüshasını toplayıp aralarında farklıkların olup olmadığını araştırmışlar ve hiç bir farklılığın olmadığını tesbit etmişlerdir. (Kaynak: Prof. Muhammed Hamidullah, Kur’an Kerim Tarihi)
Şema:
İlahi koruma:
->Esbabı Hıfz(Sebeplerin korunması)
–>Ezber(Kur’an yüzlerce insan tarafından ezberlendi)
–>Yazı (Kur’an yazıldı)
–>Yazılanlar karşılaştırılarak kontrol edildi (hem bizzat peygamber tarafından, hem de onun vefatından sonra sahabenin ileri gelenleri tarafından oluşturulan ilmi heyetlerle)
–>Kur’an çoğaltılıp ülkenin diğer başkentlerine gönderildi
- Kur’an’ın üzerinden ne kadar uzun bir zamanın geçtiğini düşünün; tam 1400 sene, devletler gelmiş, imparatorluklar yıkılmış, yüzlerce mezhep türemiş, hepsi de Kur’an’ı okumuş, ellerinde tutmuş, bir sürü uydurma inançlar üretmişler, binlerce hadis uydurulmuş, fakat Kur’an’a ilişememişler, değiştirememişler, buna cüret edememişler, yani anlamından tanıyabileceğimiz sapık inançları Kur’an’a sokamamışlardır.
- İncilin daha üzerinden 100 sene geçmeden yüzlerce farklı metinlerinin ortaya çıktığını hatırlayınız. İznik konsilinde bu inciller dörde indiriliyor. Bu 4 İncil arasında da bir sürü çelişkiler mevcut.
- Unutulmaması gereken şiilerle sünniler arasında birçok konuda derin ihtilaflar olmuş, buna rağmen Kur’an’ın korunmuşluğu konusunda ittifak etmişlerdir. Meydanlarda birbirlerine kılıç çeken yüzlerce mezhep mensubu müslümanlar Kur’an(ın korunmuşluğu/orijinalliği) üzerinde ittifak etmişlerdir.
- Kur’an hakkında oryantalistlerin şehadeti:
‘Herşey, Osman Kur’an’ının eksiksiz ve doğru olduğunu göstermektedir. Bu imtiyazları dolayısıyle ‘Osman metni’ İslam topluluğunda çabucak ve kolayca kabul edilmiştir… Tek tek vahiylerin, Peygamber’in bıraktığı veya yazdırdığı şekilde kağıda geçirildiğinden emin olabiliriz.’ (Kaynak: Kur’an Tarihi, Th. NöldekE, Fr. Schwallz, Düzenleyen: Muammer Sencer, İlke Yayınları, s. 111, 141)
Sonuç:
Dünya tarihinde Kur’an kadar üzerinde titrenmiş ve korunmuş ikinci bir kitap olmamıştır.
Bütün bunlarda Allah’ın elini görmemek mümkün mü? Hangi kitabta böyle bir özellik var ?
Kur’an’ın korunmuşluğu tarihi apaçık bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır.
Oryantalistler dahi aksini ispatlayamamışlardır.
ASIRLARDIR VE BUGÜN DE DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA MİLYONLARCA KURAN NÜSHASI arasında hiç bir aykırılık yoktur, tesbit edilememiştir.
Hangi dinin kitabı bu kadar korunmuşluk görmüş? Peygamber adına milyonlarca hadis uydurulabilmişken bir tane ayet uydurulabilmiş midir veya uydurulduğu kanıtlanabilmiş midir?
- İnce ilmi araştırmanın gerçekleştirdiği mantık bu merkezdedir. Kur’an’a ilave yapıldığı iddiası, tarih ile mantığın hiç bir biçimde kabul etmeyeceği bir hezeyandan başka bir şey değildir.
- Aslı olmayan düşüncelere ilim kılığı da vermek mümkün. Fakat bu da hakikati değiştirmez.
Ömer Karaaslan
[Reply]
şunu da belirteyimki yanlış anlaşılma olmasın. bunu bütün aleviler için söylemedim tabiki. sadece bikaç alevi arkadaşımla konuşmalarım sonucu böyle düşündüklerini söylediler böyle düşünenler için diyorum..
[Reply]